Archive for the ‘Siyaset’ Category

Bizim “kıyafetlerimin seçimi üzerinde eşimle bir modacı ekibi çalışıyor” Gandi, bu defa çark etmek için tamı tamına bir hafta bekleyerek Guinness rekorlar kitabına girdi! Suriye tezkeresini desteklemeye karar vermiş!

Ama “çark etti” demeyin kendisine “bana çark etti diyenin ana a….” (ayağını denk alsın demek istiyor) haaa!

Zira, dikkatinizi çekerim Meclis’ten çıkan Suriye_Irak tezkeresinde “Türkiye’nin bekası için” denilmiyor. Dolayısı ile nerden bilsin CHP’liler yapılanın Türkiye’nin mi, Madagaskar’ın mı, Grönland’ın mı bekası için olduğunu? Dolayısı ile TBMM’nin derhal toplanıp, bu tezkereleri yırtıp “Türkiye’nin bekası için” yazan tzkere çıkarsın istiyor.

Sadece bu da değil. Çıkan tezkere ülke güvenliğnin gerektirdiği müdahele ihtimalini ögörür iken Gandi’nin tezkeresi “aman ha Esed’ime dokunmayın, Süleyman Şah’tan bana ne, sadece Mehmetçik ABD-Fransa vs.’nin üzerine her gün tonlarca bomba yağdırıp durduramadığı IŞİD’cilerle göğüs göğüse savaşsın, “Koalisyon’un” ihtiyacı olan “kara gücü” olsun, Ayn-al Arab (pardon kurtarılmış Güney Kürdistan’ın Kobane Kantonu)’nu alsın PKK’lı kardeşlerimize teslim etsin ki, kolayca Kuzey Kürdistan’ı da fethetsinler, Reyhanlı katliamı türü Esed adına gerçekleştirilen saldırılarında lojistik zorluklar çıkmasın” diyor mealen. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Beklediğim oldu sayılır! “Nevzat Yalçıntaş olabilir (mi?)” demiş idim “Erdoğan olmasın da Hitler de olur Şaron da” Partisi’nin adayı. İsim tahminim tam tutmadı ama tanım tahminim tam da tuttu. CHP-MHP, sahi artık birleştirsek, iki isim gerçekten fazla olmaya başladı, chepe mehepe ne farkeder, hepimiz laik-çağdaşız -pardon şeriatçıyız- ve tek ilkemiz ilkesizlik; bize anti-Erdoğan Partisi diyenler de var. Enerji politikamızı da tarım politikamızı da sorsanız cevabımız hazırdır: “Şimdi hatırlayamayacağım ama Erdoğan’ınki bo.tan; bu kesin”.

Baksanıza çatımızın yeni rengine. Yemyeşil. Gerektiğinde kırmızıya da boyarız, bayrağın rengi, komanizmin rengi, kan kusar kızılcık şerbeti içtim deriz. Yaratcıyız, piarcıyız, oyuncuyuz, stratecistlerimiz, argecilerimiz, imajmeykırlarmız, monşerlerimiz de var Gezici ve sabit vurucu güçlerimiz de. Bu aptal halkı kandırmada mahirizdir. Gider Nişantaşı-Cihangir Halkı arasında anket yapar, ne kadar halkçı olduğumuzu tescil ettiririz.

CHP’nin “raison d’être” (varoluş sebebi)’ne taban tabana zıt bir sembolü, onu yok etmek üzere kurduğumnuz cumhuriyetin başına bile getririz icabında. Dememiş mi idi önderlerimizden Nevzat Tandoğan “bu memlekete komunizm gelecekse onu da biz getririz lan” diye? Eh herhalde Şeriat getirme işini de “Hassolara Memolara” bırakacak halimiz yoktu. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ayasofya’nın statüsü konusunda Hükümet’i içeride ve dışarıda köşeye sıkıştırma gayretlerine ve bilumum Pensilvanyalıların hayaline rağmen “Müslüman Gezisi” türü eylemlere veya bununla Erdoğan’ı sandıkta cezalandırmaya müsait bir ‘sosyoloji’ mevcut gözükmüyor.
Ayasofya’ya ‘Müslüman Gezisi’

 
Bekir L. Yıldırım/Yazar

Ayasofya 1935 yılında, zamanın ruhuna uygun şaibeli bir kararname ile müzeye dönüştürülmesinden beri, zamanın ifade özgürlüğü nispetinde tekrar İslami ibadete açılması talepleri olmuştur. Son yıllarda bu talebin daha sık ve daha yüksek sesle yapılabiliyor olması da herhalde içerde ve daha çok da dışarıda resmedilen, sesi çıkamayan bir toplum emaresi olmasa gerek.  Yakın zamanlarda bu talepte bulunanlar arasında TBMM’de bu yönde teklif veren MHP’li milletvekili Yusuf Halaçoğlu, SP, BBP’li siyasetçiler ve onlarla bağlantılı gençlik örgütleri ve bundan siyasi çıkar sağlayabileceğini düşünen muhtelif gruplar vardı.  Ama son kampanya arkasındaki aktör(ler), beklenen işlevsellik, iç siyaset-dış siyaset bağlantısı ve kullanılan yöntem gibi birçok zaviyeden mercek altına alınmayı hak ediyor. Bu aktör de artık pek çoklarının tahmin edebileceği gibi Gülen Örgütü (GÖ).

GÖ’nün son Ayasofya kampanyası konusunda takındığı tavra bakıldığında görülüyor ki ya  taktik hataları yapıyor ve geri-pedallamak zorunda kalıyor, ya da örgütün modus operandisi gereği her muhatabın nabzına uygun ürettiği mesaj diğer adreslere de gidiyor yanlışlıkla (!).

Devamı Star Açık Görüş’te

Read Full Post »

Sayın Başbakan,

Daha önceki yazımda bahsettiğim fikrin sorumluluğu şiarı ile uyguladığım kendime sansürüme son verip, şikayet etmem için şimdi de uygun zaman olmayabilir ama, klişe tabir ile “kol kırılır yen içinde kalır” kaidesine sonusuza kadar sadık kalamadım. Zira yararlı fikir, bilgi sahipleri sadece bunları efkar-ı umumi ve yönetenlere duyurma araçlarına sahip köşe kadıları, kanaat önderleri, akil insanlardan ibaret değil. Milletin düşünen, hisseden, davası olan, bilgi, fikir sahibi bir ferdi olarak sadece sandıkta konuşmayı da yeterli görmüyorum.

Nerden nereye geldiğimizi anlatmama gerek yok. “Devrim gibi evrim” olarak tesmiye ettiğim, Merhum Turgut Özal’ın attığı temeller üzerine, onun dahi hayal edemeyeceği bir noktaya getirdiniz Türkiye’yi! Bunu yalnız yapmadınız elbette ama İstanbul’u da Fatih yalnız fethetmedi. Şikayetnamemin başında bunu zikretmem “marifet iltifata tâbidir” adabı gereğidir.

“Devrim gibi evrim” diyorsam problemim ne peki? Şunlar:

Bir zamanlar yönetimde söz sahibi olmayan, refahı düşük seviyede olan halkı söz sahibi yaptınız ama toplumun da ondan çıkan bürokrat-siyasetçi-medya-iş dünyasının DNA’sında fazla değişiklik yapamadınız. Belki bir başbakandan bunu beklemek gerçekçi olmayabilir ama siz bu topluma hayal kurmayı da öğrettiniz, hatta bazı imkansız görünen hayallerin o kadar da imkansız olmadığını gösterdiniz. İdeale varılmasa da o hedefe dönük gayretlerin boşa gitmediğini öğrendik hep beraber.

Bahsettiğim toplumun DNA’sı pek güzel hasletler içerdiği gibi bir çok zaaflar da içeriyor. Son 12 yılda hakim kılmaya çalıştığınız ahlaki değerler bu toplumsal zaaflarının direnci ile karşılaştı. Kuralları pek sevmeyen, her durum için kendine göre bir fıkıh üreten, eş-dost, ahbap-çavuş ilişkilerini merkeze koyan, ama vicdanlı bir toplumuz. Laik mahalle, İslami mahalle, Türk, Kürt, Alevi Sünni ayrımı yapmadan bunu söyleyebiliriz. Hep bir hallı Turhallıyız, biz bize benzeriz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

bozkurtKemal_USeverim memleketin seçim sath-ı mailine girdiği dönemleri. Birkaç sebepten: Her şeyden önce, köşe kadılarını bırak, blogculara dahi “sath-ı maili”, “sorunsal” (problematic) gibi cafcaflı kelimelerle edebiyat kırarak ne menem kanaat önderi olduklarını ispatlama şansı verdiği için.

Ve demokrasinin mümkün kötülerin en iyisi olan rejim olduğuna kanaat getirmiş olarak, seçimleri “demokrasinin şöleni” olarak görmemden.

Ve dahi, en önemlisi, tabii ki inciler yönünden en bereketli mevsim olmasından.

Önce kendisine “Gandi” denildiğinde “Gandi kim ki” diye soran benim adım Kemal- dürüstlük abidesi (sadece 239 akrabasını SSK’da işe alan , stentleri piyasa fiyatının 25 misline almayı ve Kurum’a milyarlarca dolar açık verdirmeyi başaran, ama Rahşan Affı’ndan yırtan, CHP’nin en dürüst adamı) mazot alana 5 lira da cepten vereceğim-ben hesap uzmanıyım-siz değilsiniz, birleştirici güç, Fatoş’un vekili, Dersim’li Kürt, pardon Akşehir’li özbeöz Türk, Bozkurt, Alevi-pardon, Sünni Sufi, solcu, pardon sağcı, laikçi, pardon dinci, çarkçı Kemal’den inciler:

“Her zaman söylerim, yalancıdan başbakan olmaz”

Bence ümitsizliğe kapılma, daha işin başında Kemal’im. Sen gayret et, olmaz olmaz.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

Daha önce The Mürşid’in insanların sadece işledikleri cinsel cürümlerle değil işlemeye yeltendikleri rivayet olunanlara dahi bizzat ilgilenmek, “önlemek” ve gerektiğinde, stratejik zamanlama ile bunları faş etmek gibi sorumluluklarının olduğunu bizzat Kendileri’nden öğrenmiş idik şuracıkta:

Aman Allahım! Mürşidler nelerle uğraşmak zorunda!

Şahsen, hala “tamam seks-şantaj işleri, İsrail_ABD propogandistliği, darbecilik yaptı ama Türkiye’nin Koçları, Sabancıları ve diğer bilumum İslam düşmanı-darbeci sermayesi için içerde veya dışarda iş takipçiliği de yapmaz herhalde” diyenlerdendim. Gene yanılmışım haber doğru ise. Buyurun siz karar verin:
*****************************************
İşte Gülen’e ait olduğu iddia edilen ses kayıtları14 Ocak 2014 Salı 09:59
Güncellenme Tarihi 14 Ocak 2014 Salı 10:32
Fethullah Gülen’e ait olduğu iddia edilen ses kayıtları internete düştü. Kayıtlarda Gülen, telefonla kendisini arayan şahsa, bir “holding başkanı” gibi talimatlar veriyor.

Bu görüşme dışında “Kasım 2013 FG Turgay Ciner ve Ali Sabancıya Talimat, Ekim 2013 FG Mustafa Koç, Takip – Sponsor – TUSKON, Aralık 2013 FG Bank Asya Talimatı/ BDDK’da adamlarımız var, FG Thy Para Çekmesi” başlıkları ile telefon görüşmeleri olduğu iddia edilen ses kayıtları internete yüklendi.

EN BÜYÜK ABİDEN BOŞBAKAN HAKARETİ

– İnternete düşen konuşmalarda en büyük abi Başbakan Erdoğan hakkında “Boşbakan” diyor.

İddialara göre, Gülen grubunun en büyük abisi Fethullah Gülen’e rapor verdiği görülüyor.

İŞTE İDDİA EDİLEN O SES KAYDININ KONUŞMALARI

Ses kaydı 1

– Aloo

– Tamam bir görüşeyim dedi ama uzun olmasın tamam mı

– Tamam

– Fethullah Gülen: Efendim.

– Hürmet ederim efendim inşallah daha iyi afiyettesinizdir

– Fethullah Gülen: İnşallah (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ak Parti ve BDP’nin seçim stratejileri az çok biliniyor. Ak Parti ülkede ve pek çok belediyede iktidar partisi olarak icraatlarını vurgulayacak ve biraz da demokratikleşme paketini satmaya çalışacak.

BDP bildik “barışçı ve dahi demokratik” tarzı ile oy isteyecek, hedeflediği yerlerde oy vermeyenlere ne yapılacağını bildirecek. Hangi seçmen gruplarının oylarını nerede ve kime vereceği bilimsel yöntemlerle belirlenecek ve bildirilecek.

Geriye merak konusu olarak “Yeni CHP” ve MHP kalıyordu. CHP’nin Gezi’den aldığı rüzgarla milletin artık kendilerine oy vermeye mecbur hissedeceğini hesaplıyor gibi idi. Lakin son kamu oyu yoklamalarının Ak Parti’yi oy kaybetmemiş, CHP’yi de kazanmamış göstermesi üzerine “yeni strateji ” geliştirmiş gözüküyor. Bu stratejinin bir parçasını “palalı saldırgan” olayında gördük. “Talimhane’den palalı saldırgan çıkacak, protestoculara saldıracak, biz de Ak Parti yaptı diyeceğiz.. fıstık gibi olacak!”

Gayet şeytani ama hafızam beni yanıltmıyorsa fazla “yeni” değil. Danıştay cinayeti ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba dahil pek çok kere denenmiş idi. İşi biraz eskiye götürürsek, Cemaat’in uyuşturucu kaçakçılığı, Fadime Şahin, Ali Kalkancı ve daha da gerilere gidersek “kıyma makinasından geçirilen öğrencilere” kadar denenmiş bir strateji. Puştluk ile oy devşirme kadim CHP seçim kazanma yöntemidir (ifade benim değil kendilerinin, bakınız şuraya mesela).

Ama bütün bu strateji başarısız olursa (olmaz ya mesela dedük) ne olacağına da karar vermiş Cumhuriyet’i kuran, Atatürk’ün partisi: Savaş çıkar! Bu şekilde aptal halka reddedemeyeceği bir teklif yapılmış oluyor: (daha&helliip;)

Read Full Post »