Archive for the ‘Spor’ Category

Çocukluk yıllarımdan beri siyaseti heyecanla ilgilendim. Taa radyo yıllarında seçim sonuçlarını gece 1:00’e kadar radyodan dinlerdim. Dolayısıile seçim sonuçlarını, tahminleri,hesapları izlemek benim için hiç bir milli maçın veremeyeceği dercede heyecan verici bir “etkinliktir”. Önceden hazırlarım kuru yemişleri, patates cipsleri, hatta kolaları (son ikisini ancak böyle özel günlerde tüketirim çocuklar, bunu evde denemeyin ha!).

Bu seçimlerin farklı olacağını ümit etmiştim, birazcık da olsa. “Milli maçı” tribünden seyretmek yerine sahada olma ümidi.. Partim’in erdemli ve dahi akil insanlarına gittim bakın şöyle şöyle liyakatim var, bi bakın en azından, ondan sonra oynatmayın hocam, dedim. Hocam oralı bile olmadı. “Paranı ve oyunu ver kes sesini” dediler. Ben de tepinerek de olsa öyle yaptım. (saat 5:00’i geçti, sandıklar kapandı; zaten ilk değil benim için bunları demek, orucu çoktan bozmuştum).

Dün Davutoğlu’dan bir mektup aldım “seçimlerin yoğunluğundan dolayı benimle görüşememiş ama talafi edecekmiş” hülasa olarak. Ama dur, bu da ne? İsim misim yok bunda; bir “mass marketing” mektubu, kim bilir kaç bin kişiye gitti aynı “değerli kardeşim” mektubu. Bir de telefonda konuştuk. O da “recording” idi; o konuştu ben dinledim; en azından ilk 20 saniyesini. Bir kaç gün önce de “Mustafa Şentop ile kahvaltı” şerefine nail olacaktım, karnım tokdu.”Hele bir oyunu ver de” temasları bunlar. Buna gerek yoktu ki Ahmet Hoca, ve Av. Mustafa! Bloguma göz atsaydın senden daha Akepeli olduğumu görürdün. Zekama hakaret etme bari! Ayıp oluyor!

Neyse, benim için bu gece de kural bozulmayacak. Heyecanlanmak için sebep bulurum her halukarda. Hayatımda “tarafsız” olmadım. “Şeytan gri alanda yaşar” ve “gri alan omurgasızın sığınağıdır” aforizmalarının sahibi olarak bu gece de heyecanlanacağım, tuttuğum takımın başarısına sevinip kayıplarına üzüleceğim.

Evet, buruk bir sevinç olacak; kendimi kullanılmış hissedeceğim, “inner sanctumdakiler”, “iç dairelerdekiler”, “Müslüman locasındakiler” ‘in benim gibilere, “enayi, kendini dairelerimize girecek sandı” mealinde sözler söylediklerini de bilerek, milli takımın başarısı için dua etmeye devam edeceğim; şike yapsa da, torpille sahaya oyuncu sürse de, yönetimde yolsuzlar, rantçılar, mafya karakterlerinden de barındırsa da, ne yaparsın, milli takım İsrail’e karşı oynadığında?! (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Ceket Resim
Yozgat Ana-Fen dershane öğrenciliğinden başlayıp dünyanın en yüksek tirajlı(!) gastesinde “tarihe not düşme” mevkiine yükselen dumanlı dumanlı oy bizim Yozgat-gencin Pultizer ödülünü hak eden, suskun Fatoş’u konuşturma başarısı takdire şayan idi lakin “sadece bir tane ceketi var, onun da cebinde Cevşen var, Türkiye’ye döneceği gün için saklıyor, şimdi çıplak dolaşıyor” deminde imaj operasyonu twitci gençlere alay malzemesi olması üzerine işin gene başa düştüğünü anladım ve Muhammed Taylan’ı annesinin kucağına bıraktığım gibi PR-İletişim teknikleri-felan-101 dersinde edindiğim “yılan yağı satıcısının imajını parlatma” uzmanlığımı kullanarak Fatoş’un imajını Paris Hilton’u dahi hasetten çatlatacak seviyeye çıkracak 10 öneri ürettim. “Can’t fail” listemi ne ananas, ne tespih ne rafineri ihalesi, ne de KPSS cevap anahtarı beklentisi içerisinde, hizmete himmet niyetine sunuyorum:

10. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi her üç büyük kulübün de şampiyonluğu için dua etmektedir (“Münzevi mürşid’in futbolla ne alkası olabilir” diyenler için not: son mülakatında bir tek Fener 4-2-4 oynasın demediği kalmış kıtmirin).

9. Muhterem Fethullah sadece Tel Aviv’deki Yahudi çocukların başlarına düşen bombalar (!?) için değil, San Francisco’da eşcinsel evlilikleri reddedilen Amerikalılar için de gözyaşı döküyor! Çünkü bizim şiarımız, demokrasi, insan hakları, hayat tarzına saygı, çoğulculuk, felan… (daha&helliip;)

Read Full Post »

Allah kısmet ederse bu gece açıklanacak 2020 Olimpiyad’ının hangi şehirde olacağı. Bu defa ilk olarak İstanbul’un finalist üç şehirden biri olması başlı başına bir başarıdır. İstanbul’un şansı Tokyo ile eşit ve Madrid’in birazcık önünde gözüküyor. Ama her sonuç mümkün. Herhalde kıl payı ile kazanacak veya kaybedeceğiz. İstanbul’a vermezlerse haksızlık yapmış olacaklar Türkiye’ye, İslam Dünyası’na. Tokyo 1964 Olimpiyad’ını yaptı. Barselona, İspanya sanıyorum 1992 Olimpiyad’ını. Bizim sıramız olduğu kesin ama IOC (Uluslarası Olimpik Komitesi) ‘nin de Batı kontrolündeki bir kurulu düzen siyasi-ticari kuruluşu olduğu da kesin. Çok az farkla kaybedersek, buna ben Gezi farkı diyeceğim. Nitekim yabancı medyada Gezi terörü “Istanbul’un eksisi” olarak sunuldu. İnşallah kaybetmeyiz de Gezi kahramanları bir taraflarına kına yakmazlar. Hayırlısı..

Neden İstanbul 2020 önemli?
“Futbol sadece fotbol değildir” derler haklı olarak. Bu cümledeki futbolun yerine spor koyarsanız cihanşümul bir ifade olur. Başta Sovyet Rusya, Çin ve diğer dünün Demir Perde ülkeleri için spor çok önemli bir idelojik-siyasi araç idi, komunizmin Batı kapitalizminden üstün insan yetiştirdiğini gösteriyordu. Bu gün artık SSCB yok ama onun birleşeni ülkeler gene komunizm günlerinden kalma alt yapı ve devlet-güdümlü spor kültürü sayesinde gene başarılı. Batı’nın başarısını anlamak da kolay: Hayat standardı, bireyciliği önceleyen ve piyasa değeri yüksek olan ürün haline gelmiş olan spor başarısı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Halil BERKTAY/Taraf GAZETESİ

Yeniden birleşirken (6 Nisan Cumartesi) ve “Bir zamanlar kardeştiler”i (10 Nisan Çarşamba) yazarken, başlı başına spor konusuna girmek ve hele devam etmek yoktu kafamda. Yugoslavya örneğinde, milliyetçi boy ölçüşmecilikler sonucu yaşanan bölünmelerin, (bırakın ölümleri) en yakın arkadaşların dahi ruhunu nasıl yıktığını anlatmak istemiştim. Bu arada verdiğim bazı yan bilgiler, sporun, daha doğrusu kitlesel spor seyirciliğinin, günümüzde insanların hayatında ne kadar büyük bir yer tuttuğunu hatırlatıyordu.

Elbette bu, toplumda hâkim spor kültürünün siyaset kültürüyle de çok iç içe olması demek. Ne ki, henüz Galatasaray – Mersin İdmanyurdu maçı oynanmamış; çağdaş Türk büyüklerinden Fatih Terim bu gerçeği iyice gözümüze sokmamıştı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Diğer toplumlar gibi bu toplumu da karakterize eden bir takım karakter zaafları var. Toplumsal zaaflarımızı tasnif edecek olsak herhalde çoğu Orta Asyalı ve ön Asyalı toplumlarla ortak zaaflar kümesine girer (“ilkel toplumlar” demeye dilim varmıyor, “göçebe toplumlar” daha rasyonel olabilir ama o da açıklamıyor yeterince). Onların bir çoğundan farklı olarak Garp ile etkileşim ve yarattığı kişilik problemleri bazı bize ait zaafların kökenidir.

Son 100 küsur yılımızda bunun yansıması da Batlılığa özenen yalnız ne zaman bu zor olsa anlık menfaatimize dokunsa gene o Orta Asyalı göçebe kurnazlıklarına baş vuran bir şizofrenik karakter olarak tezahür ediyor. Bunun pek çok göstergesi mevcut. Geçen gazetede okuduğum CHP’liler arasında yapılan ankette ezici çoğunluğun demokrasiden yana olduğu ama “gerektiğinde” darbelere de Okey dediği kifayet eder.
Sporda ve daha özel olarak “sadece futbol olmayan” futbolda şike konusunu da tabii ki bu genel toplumsal ahlaki zaaflar çerçevesinde bakmak gerek eğer, mantıki bir açıklama gibi bir derdimiz varsa.

Şikeci toplum

Amerikalı bir siyasetçi bir ahlaksız bürokrat için “evet o bir o.ç., fakat bizim O.Ç.” demiş idi. Bu toplumun futbol cumhuriyetleri vatandaşlarının tepkileri de böyle. İnanmıyorum ben o “vicdan kabarmasına”. O vicdanlar öbür takımın adamları asılsın” diye kabarıyor çoğunlukla. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gözlerim yaşardı gene haberi okuyunca! Türk futbolunun şike, şiddet, mafya hakimiyeti, magandalık gibi illetlerden tarümar olmuş imajı   karşısında yürekleri sızlayan bu iki takım oyuncuları , “bir şeyler yapmalı” diyerek ayaklarını topun altına koymaya karar vermiş  olmalılar.

Biri “ben kazanacağıma sen kazan, önemli olan kardeşlik” diyen derviş ruhunu “sahaya yansıtıp” kendi kalesine gol atmış. Öbürü de “ne münasebet asıl sen kazan; bilmukabele” demiş.  Ve maç da milletçe özlemini çektiğmiz, hepmize örnek teşkil edecek   birlik ve beraberlik ruhu içerisinde sona ermiş. (1-1).

Şimdi gel de “Hırvatlar da bu ruha sahip olsaydı..”  diye iç geçirme!

*****************************

Haber:

Trabzonspor ile Mesin İdmanyurdu’nun sağanak yağış altında karşılaştığı maçta her iki takım da kendi kalesine gol atınca mücadele 1-1 sona erdi.

Read Full Post »

190 tahmin ediyorum şu an itibarı ile  ama yanlış çıkarsa sorumluluk kabul etmem! Kesin rakam için herhangi bir haber kanalını günün herhangi bir saatinde açmanız yeterli. Sadece o değil, günün hangi kısmını nerde geçirdiği, saat kaçta uyuduğu, uykusunun rahat geçip geçmediği, hangi ziyaretçisinin tarihe hangi notlar düştüğü gibi halkımızın merak ettiği konularda da sağ olsun boyalı medya ve dahi dindar medya bizi karanlıkta bırakmıyorlar.

Sağlık konusu dediniz de:

Bu haftanın 1.5 gününü bir hastanenin yoğun bakımında geçirdim. Beni oradan odama taşıyan bakıcı “yanındaki odada Galatasaray’ın eski futbolcusu, bilmem ne takımının bilmem nesi bilmem kim var” dedi . Ben de ilgsizlik olmasın diye “sahi mi” dedim. “Hemen bitişiğinde idi” dedi haberin önem ve ehemmiyetini pekiştirmek için. “Buraya çok ünlüler gelir” diye devam etti. Ben de “evet, sanıyorum İlhan Selçuk ta burada idi” dedim. “yaa” dedi son senesinin yarısında buradaydı; girer çıkardı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »