Archive for the ‘Futbol’ Category

Ceket Resim
Yozgat Ana-Fen dershane öğrenciliğinden başlayıp dünyanın en yüksek tirajlı(!) gastesinde “tarihe not düşme” mevkiine yükselen dumanlı dumanlı oy bizim Yozgat-gencin Pultizer ödülünü hak eden, suskun Fatoş’u konuşturma başarısı takdire şayan idi lakin “sadece bir tane ceketi var, onun da cebinde Cevşen var, Türkiye’ye döneceği gün için saklıyor, şimdi çıplak dolaşıyor” deminde imaj operasyonu twitci gençlere alay malzemesi olması üzerine işin gene başa düştüğünü anladım ve Muhammed Taylan’ı annesinin kucağına bıraktığım gibi PR-İletişim teknikleri-felan-101 dersinde edindiğim “yılan yağı satıcısının imajını parlatma” uzmanlığımı kullanarak Fatoş’un imajını Paris Hilton’u dahi hasetten çatlatacak seviyeye çıkracak 10 öneri ürettim. “Can’t fail” listemi ne ananas, ne tespih ne rafineri ihalesi, ne de KPSS cevap anahtarı beklentisi içerisinde, hizmete himmet niyetine sunuyorum:

10. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi her üç büyük kulübün de şampiyonluğu için dua etmektedir (“Münzevi mürşid’in futbolla ne alkası olabilir” diyenler için not: son mülakatında bir tek Fener 4-2-4 oynasın demediği kalmış kıtmirin).

9. Muhterem Fethullah sadece Tel Aviv’deki Yahudi çocukların başlarına düşen bombalar (!?) için değil, San Francisco’da eşcinsel evlilikleri reddedilen Amerikalılar için de gözyaşı döküyor! Çünkü bizim şiarımız, demokrasi, insan hakları, hayat tarzına saygı, çoğulculuk, felan… (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Halil BERKTAY/Taraf GAZETESİ

Yeniden birleşirken (6 Nisan Cumartesi) ve “Bir zamanlar kardeştiler”i (10 Nisan Çarşamba) yazarken, başlı başına spor konusuna girmek ve hele devam etmek yoktu kafamda. Yugoslavya örneğinde, milliyetçi boy ölçüşmecilikler sonucu yaşanan bölünmelerin, (bırakın ölümleri) en yakın arkadaşların dahi ruhunu nasıl yıktığını anlatmak istemiştim. Bu arada verdiğim bazı yan bilgiler, sporun, daha doğrusu kitlesel spor seyirciliğinin, günümüzde insanların hayatında ne kadar büyük bir yer tuttuğunu hatırlatıyordu.

Elbette bu, toplumda hâkim spor kültürünün siyaset kültürüyle de çok iç içe olması demek. Ne ki, henüz Galatasaray – Mersin İdmanyurdu maçı oynanmamış; çağdaş Türk büyüklerinden Fatih Terim bu gerçeği iyice gözümüze sokmamıştı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Diğer toplumlar gibi bu toplumu da karakterize eden bir takım karakter zaafları var. Toplumsal zaaflarımızı tasnif edecek olsak herhalde çoğu Orta Asyalı ve ön Asyalı toplumlarla ortak zaaflar kümesine girer (“ilkel toplumlar” demeye dilim varmıyor, “göçebe toplumlar” daha rasyonel olabilir ama o da açıklamıyor yeterince). Onların bir çoğundan farklı olarak Garp ile etkileşim ve yarattığı kişilik problemleri bazı bize ait zaafların kökenidir.

Son 100 küsur yılımızda bunun yansıması da Batlılığa özenen yalnız ne zaman bu zor olsa anlık menfaatimize dokunsa gene o Orta Asyalı göçebe kurnazlıklarına baş vuran bir şizofrenik karakter olarak tezahür ediyor. Bunun pek çok göstergesi mevcut. Geçen gazetede okuduğum CHP’liler arasında yapılan ankette ezici çoğunluğun demokrasiden yana olduğu ama “gerektiğinde” darbelere de Okey dediği kifayet eder.
Sporda ve daha özel olarak “sadece futbol olmayan” futbolda şike konusunu da tabii ki bu genel toplumsal ahlaki zaaflar çerçevesinde bakmak gerek eğer, mantıki bir açıklama gibi bir derdimiz varsa.

Şikeci toplum

Amerikalı bir siyasetçi bir ahlaksız bürokrat için “evet o bir o.ç., fakat bizim O.Ç.” demiş idi. Bu toplumun futbol cumhuriyetleri vatandaşlarının tepkileri de böyle. İnanmıyorum ben o “vicdan kabarmasına”. O vicdanlar öbür takımın adamları asılsın” diye kabarıyor çoğunlukla. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Gözlerim yaşardı gene haberi okuyunca! Türk futbolunun şike, şiddet, mafya hakimiyeti, magandalık gibi illetlerden tarümar olmuş imajı   karşısında yürekleri sızlayan bu iki takım oyuncuları , “bir şeyler yapmalı” diyerek ayaklarını topun altına koymaya karar vermiş  olmalılar.

Biri “ben kazanacağıma sen kazan, önemli olan kardeşlik” diyen derviş ruhunu “sahaya yansıtıp” kendi kalesine gol atmış. Öbürü de “ne münasebet asıl sen kazan; bilmukabele” demiş.  Ve maç da milletçe özlemini çektiğmiz, hepmize örnek teşkil edecek   birlik ve beraberlik ruhu içerisinde sona ermiş. (1-1).

Şimdi gel de “Hırvatlar da bu ruha sahip olsaydı..”  diye iç geçirme!

*****************************

Haber:

Trabzonspor ile Mesin İdmanyurdu’nun sağanak yağış altında karşılaştığı maçta her iki takım da kendi kalesine gol atınca mücadele 1-1 sona erdi.

Read Full Post »

190 tahmin ediyorum şu an itibarı ile  ama yanlış çıkarsa sorumluluk kabul etmem! Kesin rakam için herhangi bir haber kanalını günün herhangi bir saatinde açmanız yeterli. Sadece o değil, günün hangi kısmını nerde geçirdiği, saat kaçta uyuduğu, uykusunun rahat geçip geçmediği, hangi ziyaretçisinin tarihe hangi notlar düştüğü gibi halkımızın merak ettiği konularda da sağ olsun boyalı medya ve dahi dindar medya bizi karanlıkta bırakmıyorlar.

Sağlık konusu dediniz de:

Bu haftanın 1.5 gününü bir hastanenin yoğun bakımında geçirdim. Beni oradan odama taşıyan bakıcı “yanındaki odada Galatasaray’ın eski futbolcusu, bilmem ne takımının bilmem nesi bilmem kim var” dedi . Ben de ilgsizlik olmasın diye “sahi mi” dedim. “Hemen bitişiğinde idi” dedi haberin önem ve ehemmiyetini pekiştirmek için. “Buraya çok ünlüler gelir” diye devam etti. Ben de “evet, sanıyorum İlhan Selçuk ta burada idi” dedim. “yaa” dedi son senesinin yarısında buradaydı; girer çıkardı. (daha&helliip;)

Read Full Post »

10. Messi olmasa nah kazanırlar!
9. Guardiola olmasa nah kazanırlar! Millet takıma değil Guardiola’ya puan veriyor. Adam yakışıklı, karizmatik.
8. UEFA Başkanı Platini’nin eşi yetmiyor gibi FIFA Başkanı Platter’in kızının erkek arkadaşı da Katalan.
7. Bu İspanyollar’ın bir beyni yok. Beyinleri olsaydı Zaragoza ve Racing Santander’i desteklerlerdi.
5. Katalanlar’ın eğitim seviyesi düşük.
4. Madrid’in bir golü ile dağdaki Katalan’ın golü bir sayılıyor!
3. İspanyol Ordusu kağıttan kaplanmış.
2. Hakemler satılmış.
1. İyi oynuyolar.

Read Full Post »

Kazanan, kaybeden

Başlangıçta kimin kazanıp kimin kaybedeceği umurumda değildi. Nasıl olsa bir Afrika takımı veya bir diğer altta kalan, “dark horse” falan çıkmayacaktı. Ama elemelere geçildikten sonra Almanya’nın kazanmasını istedim. Hem iyi top oynuyorlardı, hem de Mesut Özil’in yıldızlaşmasını istedim biraz. (Taraf tutmam için bir neden gerekiyordu, naapiim?).

Final maçında İspanya’yı tuttum “Boğa Güreşi” dedikleri vahşete rağmen. Zira Hollanda Avrupa’nın en ırkçı ülkelerinden ve gittikçe daha öyle. (daha&helliip;)

Read Full Post »