Archive for the ‘Terör’ Category

Daha önce yazdım Zarrab Davası konusunda esas meselenin ne olduğunu ve dinamiklerini. Bunca “uzman” arasından sesimin duyulacağını sanmasam da bu gün gün patlayan “Zarrab öldürülecek” bombası üzerine birazcık zihin temizlemeye teşebbüs etmekten alıkoyamadım kendimi. Kısa olacak.

Bu “Zarrab öldürülecek, o adda biri olmayacak” bombası kimden gelse iyi? Evet yeni mücahidelerden Sevilay Yükselir (pardon Yılman’mış) Bacımız’dan:

Şöle diyor bacım:

[Ç]ünkü eğer iddialar doğru ise yeni yılda yani 2018’de Reza Zarrab adıyla, kimliğiyle yaşayan bir insan olmayacak artık! İtirafçılığının karşılığında FBI tarafından tanık koruma programına alındığı için öldürülecek Zarrab. … Büyük bir ihtimalle koruma programının gereği estetik ameliyatla filan görüntüsü de değiştirilecek.

Tabii bacım “öldürülecek” derken “kimlik değişecek” demek istiyor ama öyle dese diğer duyaen meslekdaşları bundan “flaş flaş” çıkarır mı? Hem dikkatinizi çekerim “iddialar doğru ise dedim ben” diyecek tutmazsa, Temel’in “mesela dedük” ‘ü misali.
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Bu site ile alakamı, siteyi bir kaç gencin yardımı ile kurduğum zaman yazmıştım. Son zamanlarda bu bloga ulaşmak için kullanılan terimlerde “derin düşünce” kelimelerini görür olduğum için bir kaç satır açıklama yazma ihtiyacı hissettim.

Beni birazcık tanıyanlar en azından “derin düşünce” gibi kendini bilmez, ebleh ifadesinin bana ait olamayacağını bilir. Boşuna dememiş atalarımız: “Derin düşünüyorum” diyenlerin dünyanın Fethullahları veya Aysun Kayacıları olma şansı, Einsteinları veya Nietzcheleri olma şansından yüksektir.

Açıklama ve sahtekar bir FETÖCÜ oğlanı ifşa etme

Türkiye’ye döndükten sonraki yıllarda (2005-2006 gibi) Mustafa Akyol’un sitesinde takılır, yorum yazar, okurdum. Bir çeşit tartışma platformu idi ve elimde boş zaman çoktu. Orada özellikle İslami konulardaki tartışmalarda bir çeşit İslami hassasiyet, İslam’a, Müslümanlara hamiyetini gözlemlediğim, konularda hakimiyeti, ifade kaabiliyeti olduğunu düşündüğüm bir kaç genç ve bir kaç da özgün düşünce sahibi ama pek de İslami kesimden olmayan – evet ateist ama demokrat olan da vardı- kişiler ile temas kurup “bir site açalım, orada yazalım hepimiz de” dedim.

Temas kurduklarım istekli gözüktü. Mustafa Akyol da ilk katılanladan idi. Ve işin teknik detaylarını gençler halletti. (Fazla da bir iş yoktu; hazır format, kayıt vs; ticari amacım yoktu zira).

Problem burada başladı. Önce bu fark edilme özgüveni dolu, gayet derin düşündüklerinden emin gençler, Mustafa Akyol’un o zaman için manidar “Derin Demokrasi” (Derin Devlet’ten mülhem) teklifini beğenmeyip “Derin Düşünce” koydular sitenin adını! Kibarca “Arkadaşlar bu fazla iddialı bir isim; biraz daha mütevazi bir isim olsa” nasihatimi veto ettiler demokratik olarak!
(daha&helliip;)

Read Full Post »

robert-amsterdam-turkiye-ye-geliyor-1499756758Daha önce söylemiştim: “Hizmet Erleri efendimize bu gün nasıl hizmet ederiz diye sorarken AK Erler (bu benim uydurmam-paralellik olsun) “bu gün efendimiz için ne yapıyor görünebiliriz” diye sorar.
Malesef Batı cephesinde değişen fazla şey yok. Yapılan hala “kim daha reyisçi, kim daha FETÖ karşıtı, Reyis’in istediklerinin gönülden savunucusu ve karşılığında kim daha çok maddi manevi rantı hak ediyor” rekabetinden ibaret.

Mücahit Amsterdam FETÖ’ye karşı!

Alın bizim medyanın dilinden düşüremediği Amsterdam’ın kitabı haber-yorumlarını Bir temsili örnek: FETÖ Apple’ı nasıl kazıkladı Habere göre, FETÖ sadece Amerika Hükümeti’ni kazıklamakla kalmamış, ucuza aldığı arsayı Apple’a pahalıya satarak Apple’ı da kazıklamış. N’olamazz, Nayır! Hangi vicdan sevgili,tüyü bitmemiş Apple’ımızın paracıklarını iç etmeye müsaittir!?

İyi de bize ne Amerika’yı, dünyanın en zengin şirketi Apple’ı kandırıyorsa? Kendi zararlarımızı kurtardık da sıra Amerikan dolarlarını FETÖ’den kurtarıp Trump’a teslim etmeye mi geldi?

Kül yutmaz bacım tabii ki böyle diyeceğimizi ön görmüş ve tedbirini almış. “Bu kitabı bizden önce Amerikalılar okumalı” imiş.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

firatkalkani21. Suriye’ye fiziksel olarak müdahil olmamızın başlangıcında hedef hem DEAŞ hem PKK olarak ilan edilmişti. Hatta Fırat Kalkanı adı önceliğin PKK (PYD) olduğunu ima ediyordu. Ama şu ana kadar orada PKK hedeflerine yönelik tek mermi atıldığını duymadım. Her gün kaç DEAŞ hedefine kaç bomba atıldığı raporlarını takip ediyoruz.

2. “PKK Fırat’ın doğusuna çekilmezse hedeftir; Menbiç’i alırız (ÖSO vasıtası ile)” dedik yetkili ağızlardan. Aynı yetkili ağızlar “ABD PYD-YPG çekildi diyor ama çekilmedi” dediler; biz sadece DEAŞ’a attığımız bomba sayımına devam ediyoruz. Internette tartıştığım bir gavur gazetecinin ifadesi ile biz “talked the talk but did not walk the walk” (çok efelenme, fiiliyat yok)

3. Geldiğmiz noktada artık PKK Fırat’ın doğusuna çekilsin talebimizi de duymuyoruz. Yeni hedef: Rakka’ya sıcak bakıyoruz.

Bunlardan ne çıkıyor:

1. Suriye’de ABD ve muhtemelen Rusya da ancak DEAŞ hedeflerine dönük ABD’nin kara gücü rolüne müsade ediyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Sanıyorum bu ifade kullanılıyor son zamanlarda Fethullah’ın çetesinden hareketle. Cemaat kelimesi özellikle İslami cemaatler için kullanıldığı için kavramıı daha cihan-şümul tutmak için olsa gerek bu yeni ifade (sanıyorum Etyen Mahcupyan kullandı ilk)..Fark etmez kelime seçimi; kapalı yapılar, kültler, localar, cemaatler, çeteler, gizemli örgütler, esoterik yapılar..

Yakın zamana kadar bu tür yapılar konusunda oldukça nötral idim. “Case by case” bakılması (ayrı ayrı bakma, genelleştirmeme) düşüncesinde idim. Bardağın dolu tarafı ve boş tarafını da görüyordum. Ama artık boş tarafının kesinlikle ağır bastığı kanaatindeyim. Sebeplerimi sıralayacağım:

1.Ben söylemedim belki yüzyıllaraca vardır kültürümüzde “mürşid uçmaz, mürid uçurur” sözü. Çok yerinde. Lidere, imama, papaza, mürşide, kılavuza kusursuzluk, yanılmazlık izafe edilir ekseriyetinde. Masonlar gibi bazı cemaatlerde ise kurallar, ortak idealler liderden önemlidir.

2.Bireyi, hür iradeyi değersizleştirir, hatta yok eder. Bu tür yapılarda en değerli üye öğretiyi en iyi kavrayan, en kolay sürüleşendir.

3.Entellektüel olarak zayıf kalır üye veya müntesib. Zira karşılaştırma, kıyaslama yokur, liderin veya grubun dogmasıdır bütün bilginin, iyi güzel ve doğrunun kaynağı. Papağan olma işlevi görenler dışındaki nöronlar ölür. Yaratıcı veya inovatif fikir üretemezler, Bütün ballarını tek çiçekten alırlar, diğer çiçeklere dokunmayı kendi çiçeklerine ihanet addederler.

(daha&helliip;)

Read Full Post »

“Üst akıl” emridir:        Bunlarla barış!                                   Bunlarla savaş!

Daha önce defalarca yazdım; bu gün özeti:

Türkiye IŞİD’in “tabii düşmanları” arasında değildi. Şimdi baş düşmanlar arasında. 2-3 yıl önce Musul Konsolosluğu  çalışanlarının rehin alınması Musul’un işgalinin bir parçası idi. Bizi hedef alan bir eylem değildi. nisbeten kısa bir sürede serbest bırakıldı. Onlar Amerikan, Fransız, İngiliz, Alman ya da İranlı olsalar idi sağ çıkma şansları  yoktu.

“Üst akıl” Türkiye’nin PKK yerine IŞİD ile savaşması kararını vermişti. Ama efkar-ı umumiyi, Erdoğan ve AK Parti’yi buna ikna etmek gerekiyordu.

Önce IŞİD’e yardım ediyor “terörist otobanı” türü propaganda ile Türkiye sanık sandalyesine oturtuldu. Erdoğan ve Türk psikolojisini bilenler Erdoğan’ın “böyle olmadığını isbat” için aşırı bir IŞİD’le savaş, mücadele savunması vereceğini biliyorladı.

Sınır geçişleri, ekstra kontroller, tutuklamalar, sonrasına obüs bombalamaları, PKK’ya karşı yapılan her hareketle eş zamanlı IŞİD hedeflerinin vurulması vs..ile “Bak  eyy Batı, IŞİD’le nasıl savaşıyoruz” dedi Erdoğan! Ama Batı “aferin” yerine en fazla “yetmez ama evet” dedi. Ve bizimkiler daha da arttırdılar IŞİD’le savaş dozunu.

Netice: IŞİD için birincil hedefler arasına girmeyi başardık! Bir taraftan dostları arttırma-düşmanları azaltma, hedef küçültme atağında iken diğer yandan -ve belki de bunun karşılığında kendimizi İŞİD’e birincil hedef yaparak hedef büyültmeye gittik (bu sonuçta “Beştepe’de dahi hala var olan” Paralel mi yoksa onun dimdik sandığı danışmanlar mı rol oynadı bilmem ama iyi niyeti ve dış dünya hakkında bilgi eksikliğini sömüren bir takım danışmanlar tarafından manipüle edildiğini sanıyorum)

Şimdi son aşamaya geçti “üst akıl”.”İçerdeki Ali Bayramoğlu (varın diğerlerini siz sayın – ben bu adamın ajan olduğunu düşündüğümü de not edeyim. Bkz. http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ertugrul-ozkok_10/durun-hemen-gitmeyin-daha-soracaklarim-var_40124496 ve http://www.yenisafak.com/yazarlar/alibayramoglu/isid-vahseti-ve-uyarilar-2030096) dışardaki Henri Barkey’den David Philips’e  Siyonist sözcüleri (siz İsrail’le mutabakattan ne anladınız? Yok öyle 5 kuruşa üç köfte!)  diğer propagandistler korosundan papağan gibi  “PKK’yla savaşı bırak İŞİD’i birinci düşman yap” hatta IŞİD’le savaşmak için PKK ile barış yap, işbirliği yap” diyorlar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

ali-b-670Ali Bayramoğlu genel siyasi çizgisinde fazla zigzaklar olmayan, ilkeli bir köşe yazarı. Sorun tutarsızlık veya ilkesizlik değil, ilkeleri. Kendisini 15-20 yıllık takibimde edindiğim genel intiba, sol kökenli “liberaller”, demokratların muzdarip olduğu anti-devlet  ki bu çoğunlukla anti-biz şeklini alır- çizgisinden sapmaması. Anti-biz nedir? Basitçe, bizimle, bize ait olan şeyler, değerler ile, kollektif temsilcimiz olan devlet ile aynı çizgide olmayı zül saymak. Kanaatimce bu Batı’dan gelme “entellektüel olmak için iktidara muhalif olacaksın”(!) düsturunu bilmesinden ve kendisini böylesi seçkin bir gruba dahil etmesinden. Aksi,adamı yandaş, sahibinin sesi vb. nitelemelere maruz bırakır ki bunu kimse istemez. Bu çizgisinden dolayı Kaverengiburunlubeyazeskikaptan (veya kendi ifadesi ile Özkökgiller’in) dahi takdirine şayan olmuşluğu vardır kendisi bundan utanç duysa da.

“Biz haksızız” demeyi veya daha müşfik ve yanlış tabir ile “özeleştiri” yapmayı asli hatta biricik görev addedince artık Ülke’nin karşılaştığı her sorun veya olayda “çözüm” önermek kolay oluyor. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »