Archive for the ‘Toplum’ Category

20161012_153233

Çetemin nüfusu 12’ye kadar çıktığında Erenköy’deki apartmandan varoşlarda bir müstakil mekana taşınma fikri hasıl oldu. Ve sonunda bir diğer cemaatten olduğunu söyleyen bir derviş oğlu dolandırıcıyla yaşadığım nahoş olayla da olsa bir mekan sahibi olduk Beylikdüzü’de. Gel gör ki buraların halkı yani Ardahan’dan Tokat’a, Erzurum’dan , Hakkari’ye yurdum insanı Nişantaşılılar gibi gösteriş için hayvan duyarlılığı gibi yeni modalara da kaptılmıyor kendini. Araba yeni ama kullanım tarzı taksici dolmuşçudan öğrendikleri eski racon gereği “bastı mı gaza gezer mi gezer” deminde dar, mahalle yoluymuş, 40km’nin geçilmeyeceği yolmuş, dinlemez. Bildikleri kadarı ile Etiler’de yok böyle abuk subuk kurallar.

“Bu yolda hayvan ezmek için kasıt şart” dedi komşu. Bu kültüre aşinayım, çocukluğumda köpeğe kedi öldürtmek, olmadı ise işkenceyle öldürmek bir çocuk oyunu idi.

Bu konuda fazla ilave edecek şeyim yok. Gavuru Türk’ü erşref-i mahlukat insan toplulukları hakkındaki genel kanaatlerim malum olmalı burayı takip edenlere. Klişemi tekrarlayayım: Bunu ancak insan yapar.

CAM00948

Kısmet- 1-Numara

Kısmet ve evlatlığı 1-Numara (Takriben 9.5 ve 8.5 yaşlarında)

Bahçeme yanyana gömdüğüm üçüncü yavrum. Bir tane de kardeşimin bahçesine gömdüm. Diğerleri veterinerde, bilmediğm yerlere kayboldular, can verdiler, cesetleri ne oldu bilmiyorum.

Üzdüklerim varsa affola. Kayıt düşmesem olmazdı.

Bulut-Don Kişot-7-adj-new

Puppy-4

Hamiş: Son yavrum dediysem “benim” dediğim, evimde baktıklarımın sonuncusu, günü birlik misafirden sıkça ziyaret edene, karşıdaki yeşil alanı mesken edinene çocuk çok. İnsanlara rağmen onlar için hayat devam ediyor, Gazze’de de..

Read Full Post »

Alın size bilimsel tebliğ gibi başlık!

1960ların ikinci yarısında bir zaman olmalıydı. Sivas’ta ortaokul öğrencisiyim. Simaviler’in Hürriyeti’nde Breziyalı futbol yıldızı Pele’nin değeri üzerine çıkan yazıyı sokakta mahalle çocukları ile değerlendiriyoruz. Gazete fiyatın dudak uçuklatıcı olduğunu vurgulamak için “Bir Pele ile neler alınır” başlığı atmış ve altına neler alınacağını sıralamış resimli olarak. on onbeş farklı nesne koymuş listeye. İki tanesi aklımda “16 tane Şampiyon Fenerbahçe”, “260 tane Anadol” (yeni çıkan “ilk yerli araba” , Murat’tan önce).

Herkes bunların hepsinin toplamı alınır diyor. Yani 16 tane Şampiyon Fenerbahçe Takımı + 260 Tane Anadol + Şu kadar apartman dairesi + ….. Bense hayır listedekilerden her biri alınır tamamı değil de diretiyorum. Herkes aptal olduğuma karar veriyor. Biri bahse var mısına götürüyor işi. Ben de teredütle erkekliğe leke sürmemek için varım diyorum. Tereddütün sebebi yanılabalieceğimi düşünmem değil, onların doğruyu belirleyici hakeminin de onlarla aynı zihin ve duygu seviyesinde biri olacağı korkum. Ve korktuğum başıma geliyor! Gidip bu işleri bizden iyi bildiği kesin olan, Fener Gassaray, Metin, Can felan işleri ile haşır neşir olduğu varsayılan Burhan Abi (ilkokul mezunu değil, futbol oynar ama ayağının birini çocukken araba ezmiş, kahve ile Kanlı Bahçe (boş arazi-futbol sahası) arasında, sadece “Topal” lakabi ile bilinen abiyi bilirkişi tayin ettiklerinde kaybettiğmi anlamıştım. “Topal” (bizim için saygıdan Burhan Abi) gasteye şöyle bir iki saniye göz attıı ve kararını verdi: “Bunların hepsi”. Ve hemen benden 5 lirayı -ki büyük para idi- tahsil etmeye kalktı bir kaç kazanan ortak. Birini çok iyi hatırlıyorum Edip Kızıltoprak diye bir oğlan; baş parmağını emerdi ileri yaşlarda dahi.. Şimdilerde Sivas’ın en zengini imiş duyduğuma göre; bir kaç kere altın kaçakçılığı, kredi kartı üzerinden tefecilik vs sabıkası varmış. Beni şaşırtmadı; tam da “adam olacak çocuk” tipi idi; ortaokuldan terk.

Şimdi bir de neden hala haklı olduğum düşündüğümü isbat gerekiyor değil mi? Malesef, olsun; bu blogun okuru değilse de vasatın ne olduğunu biliyorum. Bir üniversiteden masterli olduğunu söyleyen bir hemşehri “abi İstanbul’un nüfusunun dörtte ikisi Sivaslı” dedi! Açıklama şöyle: O Hürriyet haberinde Pele’nin o zamanki fiyatı yazıyordu: 24 milyon TL. Fenerbahçe takımı tekmili birden  : 1.5 milyon TL. Bakın 16 x  1.5 = 24 mantığım mantıksız bulundu. Pele çook kıymetli idi ve ben onun kıymetini düşürüyordum. Böyle adam tabii ki haksızdır her zaman ve  9 köyde de. Ne vekil, ne bürokrat, ne “siyo”, ne de “hesap uzmanı” olmaya layıktır! (daha&helliip;)

Read Full Post »

SivaseskiÖnce idrak etmek üzere olduğumuz mübarek Ramazan ayının tüm Müslümanlar için hayırlara vesile olmasını dilerim.

Nedendir bilmem aklıma bu hatıra geldi, belki  Ramazan’ın infak (fukaraya yardım) ve yokluk içindekilerle empati ayı olması ile alakalıdır; ama hatırladıkça gülümsetir ve düşündürür fakiri.

Sivas’ta geçen çocukluğumuzda insanlar bu güne göre epey fakirdi ve modernitenin nimetlerinden yoksun idik. Örneğin, doğal gazı bırakın kalorifer dahi yoktu. Az sayıdaki apartmanlar dahi soba ile ısınırdı. Hal böyle olunca, herkes kış gelmeden odununu kömürünü alırdı. Odun çoğunlukla kütükler halinde gelir, evlerin önünde veya varsa bahçesinde oduncular  veye gücü yeten ev sahibi tarafından kırılır sonra odunlukta depolanırdı.

Hatıram bizim evin yarısında oturan kiracının bir odun kırma tecrübesi ile alakalı. Ben de onlara yardım ediyordum, sobaya sığacak büyüklükte kırılmış odun parçalarını odunluğa taşımakta. O sırada bir dilenci geldi “Allah rızası için bir hayır” isteyen. O zamanın dilencileri çok kanaatkar idi. Bir dilim ekmek, 5-10 kuruş para, bir parça yiyecekten öteye geçmezdi beklenti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

SuphiAltındökenözgecan

Gene malumun ilamı ile başlayayım: Hukukçu değilim ama normal ülkelerde hukuk, yasalar, devletin yetkisi, sorumluluğu gibi kavramlar  ve hukukun neşet ettiği insanın vicdanı,
adalet duygusu gibi kavramlara yabancı değilimdir ümit ederim.

Hukukçular dilerlerse nerede yanıldığımı işaret ederler. Her zamanki gibi bunlar benim inandıklarım,hissettiklerim, düşündüklerim:

1. Hukuk devleti, gelişmiş insanların ülkesi Özgecan’ın hakkını korumakla değil, Özgecan’ın katilinin hakkını korumakta ortaya çıkar. Bir hunharca cinayete kurban giden bir kadının hakkını en ilkel ülkeler dahi korur. Pek çoklarında da katilini işkence ile öldürürler, devlet veya aşiret, kabile, galeyana gelen halk. Ama ancak hukukun cari olduğu ülkelerde “en adi suçluların” dahi hakları vardır.

2. Türkiye’de idam cezası kaldırıldı; ki ben karşı idim bu karara, hala da öyleyim. Hiç bir suçluyu kişiler veya toplum cezalandıramaz veye herhangi bir hürriyetinden alıkoyamaz. Cezalandırma (bir takım hürriyetlerden muayyen bir süre yararlandırmama), “ıslah etme”  tekeli devletindir, halk adına devlet eli ile kullanılır. (daha&helliip;)

Read Full Post »

1128 kişiymişler.

Bir tanesi Noam Chomsky, ünlü Yahudi “iyi polis”, sözüm ona bağımsız düşünür. Kendisine Gezi hakkındaki bilgilerini hangi kaynaktan edindiğini sorduğumda “Türkiye’deki dostlarım” cevabını vermişti; “medyayı da takip ettim” diye ilave etmişti. Bana da konuda ne kadar cahil kaldığımı hatırlattığında kendisine “sizin bir sözünüz vardır: O kadar az biliyorum ki ama o kadar eminim ki” diye cevap vermiştim.

Bir diğeri,  Yahudi “kötü polis” Judith Butler: Neconların dahi aşırı ucunu temsil eden bir Siyonist, (Daniel Pipes’ın işi çıkmış olmalı). Washington’daki İsrail propagandistlerinden bir tanesidir. Hangi ara “akademisyen” oldu bilmem ama cemaziyelevvelini ABD siyasetini takip edenler bilir.

Başka? Ha Nilüfer Göle. Gavurun “famous for being famous” (ünlü olmakla ünlü) takımından bir siyasi/sosyal neyse bilimci, yani laf ebeliği branşından, zira “siyaset bilimi” oksimorondur; söyledikleriniz magazin niyetine de tüketilir (bkz. bilimsellik kriterleri: yanlışlanabilirlik, tekrar edilebilirlik).

Geriye ne kaldı? Üçte biri hocasının gözüne girmeye çalışan öğrenci (nasıl akademisyen oluyor öğrenci, yoksa doğru düşündüğü için mi?).

Bakiyesi binküsur dolgu maddesi, Murat Bardakçı’nın tasvir ettiği “akademik” esamisi okunmayan, var olduklarını hissettitmek için bir çeşit grupta yer alıp “Chmosky ile berberdik” diye torunlarına anlatabilme şerefine nail olacak parazit: Bilimin paraziti, eğitimin paraziti, kaynakların, toplumun paraziti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Ticaret insanlık kadar eskidir. Zamana ve mekana uygun her şey satılır. Kimi limon satar, kimi su, kimi kömür, kimi telefon. Aynıdır sistem. Antarktika’da soğuk su satmak pek karlı iş olmayacağı gibi çölde de kömür satılmaz. Rekabet varsa kendinize uygun, satış kaabiliyetiniz olan şeyleri satacaksınız, mala uygun sunum yapacaksınız. “Hacı Burhaneddin ve Mahdumları Disko” pek iş yapmaz. Öte yandan “Scotty’s Hac Malzemeleri (zemzem bulunur)”da pek akıllıca bir tabela seçimi  veya marketink gonsept  değil.

Hepimiz bir şekilde ticaretle iştigal ederiz, bu veya başka memlekette. Kimimiz “ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzen” satarız, kimimiz Batı uygarlığı, aydınlanma, kimimiz hedonizmi, kimimiz nihilizm kimimiz zaman neyi gerektiriyorsa onu.. Ortak yanımız hiç birimizin bu ticaretlere nefsimiz için girmediğidir. Ya insanlak için, doğa için, adalet için, barış için ve tabii ki Allah içindir bütün mücadelemiz.  “Gendim için istiyorsam namerdim!” dir ortak slogan. Mutlaka bir  ulvi gaye için götürürüz malı (itibar, nüfuz, güç hepsi maldır).

Tüccar kar getireni satar.  Batıcılık satma müktesebatı olmayan Türkçülük satar, o da yoksa din ne güne duruyor? Sanki sana test mi verecekler, kalbini yarıp içine mi bakacaklar?.  Önemli olan TQ (Tüccarlılk Quotienti) dir. (Ne oldu, evet uydurdum, IQ’su düşük olanlar EQ’yu uydurduklarında sesiniz çıkmıyordu?).

Laiklerin yanılgısı gördükleri her Müslüman’ı “din tüccarı” sanmaları, İslamcılarınki ise “bana Müslüman din tüccarlığı yapıyor dedirtemezsin” reaksiyonerliği.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Artık İslami düzen, İslami toplum gibi kavramlardan ümidimi kestim.  Şimdilerin “İslamcılık bitti” modasına uyarak söylemiyorum ama kabul edelim ki yaşayan, uygulanabilir bir  model  yok. Tarihte çok kısa süren asr-ı saadetler de mükemmel değildiler, ama güçlü liderler sayesinde var olabildiler. Onlar gidince bittiler.

Artık ütopyam gelişmiş toplum. Batı’dan piyasaya sürülen bizim mukallitlerin sorgulamadan kopyaladığı “gelişmişlik endeksi” ‘nden bahsetmiyorum.  Şöyle  tanımlıyorum: Rasyonel, vicdanlıi, hak gözeten insanlardan oluşan, kimlik, mana sahibi, geçmiş-gelecek yolculuğu şuurunda,  hak hukuk, estetik, kültür kısacası eşref-i mahlukattan oluşan bir toplum. Bunu “hakikate yaklaşmaya çalışan toplum” da okuyabilirsiniz felsefi düşünürseniz.

Varılabilir mi? Hacca giden karınca misali, varmazsak da yolunda ölürüz. Ve gavulardan ödünç “yolculuk keyfin yarısıdır” ‘dan esinlenme böyle bir yolculuğa çıkma şuuru oraya varmann yarısıdır.

Erdoğan devrimi veya kişisel ifademle “devrim gibi evrim” (alınan mesafeye binaen) ‘den artık emin olarak, eski düzenin boş parazitlerinin bu evrimi geri çevirme şanslarının kalmadığına mukni olarak söylüyorum bunları. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »