Archive for the ‘Uncategorized’ Category

Dün, yarın ve diğer kalan günlerim gibi..

Read Full Post »

Yazıyı 7-8 yıl önce Ramazan’da yazmıştım. Değişikliğe hacet yok. Yazı bir vicdan uyandırma servisi çağrısı idi nihayetinde. Vicdanın Ramazan’ı, Kurban’ı olmaz zira. Ben gayretten sorumluyum.
Buyurun.

*******************************************
İslam’da hayvanların yeri üzerine fetva verecek teçhizatım da yok salahiyetim de. Söyleyeceklerimin muhatabı tüm insanlık, kaynağı da vicdan ve akıldır.

Herhalde şu kadarı üzerinde tartışma yoktur: Dünya bizim malımız değil. İstediğimiz gibi tepe tepe kullanamayız onu. Tapulu malımızı dahi istediğimiz gibi tepe tepe kullanamayız ey “sokak kedilerine niye yiyecek veriyorsun? Ben şurada oturuyorum, karışırım, hukukçuyum” diye beni taciz eden arkadaş cinsinden olanlar! Tapular ancak sınırlı kullanım hakları tevdi eder. Dünyanın gerçek tapusu da Yaratan’dadır.

Eşref-i mahlûkat olmak beleş değil; sorumlulukları var. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir Münzevinin Notlarından...

Bir kaç yıl önce, İsrail Gazze’deki son büyük katliamı devem ederken.. Zaman Gazetesi’nde bir yazı çıkmıştı Ahmet Selim imzalı. Gazze’den demir atolyesinde yapma roketlerden İsrail’e atan gençleri, Hamas’ı sigaya çekiyordu “savaş böyle olmaz, nizami ordular arasında olur, ne hakkın var İslam dünyasını savaşa sokmaya” falan diyerek. Gavurlar dahi böyle diyenlere “blaming the victim: Kurbanı suçlamak) diyordu. Ona cevaben yazdığım yazıda aynen şöyle demişim:

Bak Ahmet Efendi,
Ahirette komşu olarak senin ilim ve irfanından mahrum kalmış, Şeyh Ahmet Yasin’i de, Rantissi’yi de, Yusuf El Karadavi’yi de Filistinli şehit bebeleri, gençleri kadınları da, intihar bombacılarını da, yanlış yaptığını senden öğrendiğimiz Hasan Tahsin’i de Sütçü İmam, Kara Fatma ve diğer Kurtuluş Savaşı teröristlerimizi de sana tercih ederim.

Sanıyorum aynı yazıda “Gazze’de Siyonist Katil’in buldozerinin altından çocukları çıkarmaya çalışırken ezilen Rachel Corrie ile komşu olmayı sana yeğlerim” de demiştim.

Buradan ne anlaşıiıyor? Sıkça hatırlatrım fetva mercii olmadığımı, malümün ilamı olsa da. Ama yüreğimi, beynimi…

View original post 395 kelime daha

Read Full Post »

FatoşBaştan “tarihe not” düşeyim. AK Parti’nin “persona non grata” ilan ettiği adam olarak.

Bu Fethullah’ın iğfal ettiği askerelere mesajım: Talat Aydemir’e selam söyleyin!

Yarin değil, bir hafta, bir ay sonra değil şu anda ne söylediğiniz karakterinizi belirler. Biliyorum şu anda deliklerine saklanıp “bakalım kim kazanacak” diye bekleyen pek çok “dava adamı” yarin “zaten ben hep..” diye gürleyecek köşelerinde, kürsülerinde, partilerde, toplantılarda ve “ganimet bölüşümünde” parsayı götürecek; bu işler hep böyle olur, taa İTÜ yıllarından hatırlarım. Despotik, saldırgan solcu anarşistlere karşı durmayan omurgasızlar sonradan ganimeti götürdüler Egemen gibi. Sahi şimdi Egemen ve diğer 3 bakan nerdedir bilen var mı? Ya öteki içerinin de içinden olanlar?

Biraz önce dostum İsrail’li entellektüel, yazar İsrael Shamir aradı. Bir İsveç  gazetesine yazı yazacakmış, taze bilgi, değerlendirmemi aldı. Başarabilirler mi diye sordu.No  way! Sular yukarı akmaz dedim. Öyleyse niye giriştiler sence dedi. Fethullah kamikaze, desperation dedim. It’s not his blood.

Ona söylediklerim de duyar duymaz twitter’da yazdıklarım. yazdıklarım.

AKP beni hatırladı

İki yıldır dilekçelerime cevap vermeyen, beni ademe mahkum eden, “adaylık sürecinde” şarlatanlığında ahlak dışı davranışlara maruz bırakan AKP’nin il başkanından SMS geldi.  “Kardeşi”  imişim. İlçe teşkilkatına gitmem gerekiyormuş.

Ne yapacağıma ben karar veririm bazen kardeş, bazen değil. Senin dolgu malzemen değilim. Ahlaki sorumluluk duygusunu sana öğretene de öğretirim! Çağrıya hacet yok!

Benim hakkaniyet duygum, vicdanım, mayam ne yapmam gerektiğini söyler. Temurci’yi bırak Erdoğan’ın dahi bana öğreteceği bir şey yok.

Evet bu çapulcu kalkışmasını vücudumdaki her hücre ile direneceğim!

Sizin için değil, inandığım “iyi, doğru ve güzel” için!

Hamiş:

Bu da gaflet ve delalet içindeki askere.

Milletinize ateş açmayın.Direkt Obama garanti verse de kaybedersiniz. Komutanınız da sizin gibi iğfal edilmiş “badelenmiş” garibandır. Ben Albay Talat Aydemir’e uyan bir kaç gafil tanıdım.

Elebaşlarınızın PKK’lı eşkiyadan farkı yoktur. Siz cehalet, korku savunması yapar muhtemelen az ceza ile yırtarsınız. Affedilmeyecek olan elebaşlarıdır!

Kendinize yazık etmeyin.

Washington’u iyi bilen biri olarak söyleyeyim: BU AMERİKAN DESTEKLİ DEĞİL. Kanmayın “İSLAMİ MEDYA” ‘daki bunu diyerek iyi bir şey yaptığını sanan gerzeklere. Bu arkası sıkışan Feethullah şeytanının size yaptırdığı son kamikaze dalışıdır.

“AMERİKAN DESTEKLİ” demek “başarı şansı var” demektir be Yeni Şafak’ın başındaki aptal çocuk!  Halkı energize edeyim derken ne yaptığının farkında bile değilsin!

Hamiş 2: Geçmişte 28 Şubat’a destek veren Doğan Medyası dahil, “ana akım medya” Türk medyası bu defa iyi bir sınav verdi şu ana kadar. Hakkı teslim edelim.

Bakın bir gösterge daha: Yarın Ertuğrul da “darbeye hep karşı oldum” diyecek! Bu neyi gösterir. OLMADI FETHULLAH, GENE KAYBETTİN!

Fatoş’un ÖZGÜR DÜŞÜNCE’sine baktım: Süt yemiş kedi misali TEK KELİME YOK!

Bu neyi anlatıyor size?

*********************************

Alakalı tweetlerim:

 

Read Full Post »

nevzarTalçıntaş2Ölünün ardından iyi şeyler söylenirmiş. Eminim onu benden çok daha iyi bilenler ve muhtemelen bilmeyenler de iyi şeyler söyleyecek. Tertip Muhsin Yazıcıoğlu konusunda söylediğim gibi “öleni evliyalaştırmaya” götüren olacağını sanmıyorum , son yılların tecrübelerine bakarak.

Benim bilgim ticari-siyası-bürokratik-akademik kariyerini çoğunlukla medyadan takip eden biri olarak ve birazcık da hemen hemen “sağcı” olan herkesi “bizden” saydığımız 70lerden bir hatıra üzerinden.

70lerin ikinci yarısında  (muhtemelen 77-78). Biz İslamcı İTÜlüler’in toplandığı  Teşvikiye Camii’nin bahçesinin köşesinde “dergah” dediğimiz  küçük bir yapı vardı (şimdi cafe olmuş). O da cumaları Teşvikiye’de kılardı kendi ofisi Nişantaşı anacadde üzerinde olduğu için. Oğlu Murat’ı da da yanında getrirdi bazen.

Bir  defasında gemi inşaattan bir arkadaşın isteği üzerine , kendsini ofisinde ziyaret etmiştik. O konuştu biz dinledik. Kendisinden Demirel, “Turgut Abi” ile yaptıklarından, IMFliler’e fazla saygı gösteren Ecevit’i eleştirmek için “İMF’liler benden randevu istiyorlar, vermiyorum..” türü kendi önemini vurgulayan, bütün melanetlerin sola ait olduğunu, sağcıların Demirel’den, Türkeş’e iyi olduğunu falan anlattı.  (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Üst akıl” emridir:        Bunlarla barış!                                   Bunlarla savaş!

Daha önce defalarca yazdım; bu gün özeti:

Türkiye IŞİD’in “tabii düşmanları” arasında değildi. Şimdi baş düşmanlar arasında. 2-3 yıl önce Musul Konsolosluğu  çalışanlarının rehin alınması Musul’un işgalinin bir parçası idi. Bizi hedef alan bir eylem değildi. nisbeten kısa bir sürede serbest bırakıldı. Onlar Amerikan, Fransız, İngiliz, Alman ya da İranlı olsalar idi sağ çıkma şansları  yoktu.

“Üst akıl” Türkiye’nin PKK yerine IŞİD ile savaşması kararını vermişti. Ama efkar-ı umumiyi, Erdoğan ve AK Parti’yi buna ikna etmek gerekiyordu.

Önce IŞİD’e yardım ediyor “terörist otobanı” türü propaganda ile Türkiye sanık sandalyesine oturtuldu. Erdoğan ve Türk psikolojisini bilenler Erdoğan’ın “böyle olmadığını isbat” için aşırı bir IŞİD’le savaş, mücadele savunması vereceğini biliyorladı.

Sınır geçişleri, ekstra kontroller, tutuklamalar, sonrasına obüs bombalamaları, PKK’ya karşı yapılan her hareketle eş zamanlı IŞİD hedeflerinin vurulması vs..ile “Bak  eyy Batı, IŞİD’le nasıl savaşıyoruz” dedi Erdoğan! Ama Batı “aferin” yerine en fazla “yetmez ama evet” dedi. Ve bizimkiler daha da arttırdılar IŞİD’le savaş dozunu.

Netice: IŞİD için birincil hedefler arasına girmeyi başardık! Bir taraftan dostları arttırma-düşmanları azaltma, hedef küçültme atağında iken diğer yandan -ve belki de bunun karşılığında kendimizi İŞİD’e birincil hedef yaparak hedef büyültmeye gittik (bu sonuçta “Beştepe’de dahi hala var olan” Paralel mi yoksa onun dimdik sandığı danışmanlar mı rol oynadı bilmem ama iyi niyeti ve dış dünya hakkında bilgi eksikliğini sömüren bir takım danışmanlar tarafından manipüle edildiğini sanıyorum)

Şimdi son aşamaya geçti “üst akıl”.”İçerdeki Ali Bayramoğlu (varın diğerlerini siz sayın – ben bu adamın ajan olduğunu düşündüğümü de not edeyim. Bkz. http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ertugrul-ozkok_10/durun-hemen-gitmeyin-daha-soracaklarim-var_40124496 ve http://www.yenisafak.com/yazarlar/alibayramoglu/isid-vahseti-ve-uyarilar-2030096) dışardaki Henri Barkey’den David Philips’e  Siyonist sözcüleri (siz İsrail’le mutabakattan ne anladınız? Yok öyle 5 kuruşa üç köfte!)  diğer propagandistler korosundan papağan gibi  “PKK’yla savaşı bırak İŞİD’i birinci düşman yap” hatta IŞİD’le savaşmak için PKK ile barış yap, işbirliği yap” diyorlar. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Feline Chronicles

İslam’da hayvanların yeri üzerine fetva verecek teçhizatım da yok salahiyetim de. Söyleyeceklerimin muhatabı tüm insanlık, kaynağı da vicdan ve akıldır. Herhalde şu kadarı üzerinde tartışma yoktur:…

Kaynak: Onlar Ramazan olduğunu biliyorlar mı?

View original post

Read Full Post »

Older Posts »