1. Amerika’yı Yahudiler yönetir. Onlar isterse düşman bildiklerinin üstüne atom bombası da attırırlar Conilere. Detaylara girmeyeceğim ; buradaki bir çok yazımda anlattım bir kısmını. Merak edenler Paul Findley’in “They dared to speak out” kitabı ile başlayabilir. (Hamiş: Türkçe’ye de çevrilmiş).

2. Hal böyle olunca İsrail hedef belirler, Washington vurur. Aklıma gelmişken Trump’ın neden hala gitmediğini merak ediyorsanız cevap Yahudiler’dir. ABD şimdilerde Netanyahu’nun kadım dostu-akrabası, azılı siyonist, Kushner Ailesi (Trump’ın kızını da Yahudi yapan Milli Damat Jared Kushner var ya işte o) tarafından yönetiliyor. ..ve Trump’ın koruması da onlar. Böyle aptal, hiç bir değeri olmayan megalomanı daha nerden bulacağız? Fırsat varken sonuna kadar kullanalım” diyor Tel Aviv.

3. Bunun Zarrab’la ne alakası var diyorsanız biraz cahil kalmışsınız; analitik düşünceniz de zayıf kalmış.
Okumaya Devam »

Reklamlar

Hayrettin Karaman haklı

Sadece tanınmış ağızlardan çıkan mesajlar değil onlara verilen tepkiler de aynamızın bir parçasıdır.

Güncel örnek: İslam Fıkhı profesörü, yani konuştuğu konuda fetva verme ehliyetine sahip bir kişi bir yorum yapıyor tesettürlü kadın ve topluma açık yerlerde sigara içme konusunda. İfade seçimi tabii ki tartışılabilir ama mesaj yanlış mı?

Onun yorumundan çok verilen tepkiler ve tepkilerin geldiği yerler toplumun değerlerinin, İslami-ahlaki-kültürel vasatın nereden nereye geldiğinin bir göstergesi rolü gördü fakir için.

“Laik”(!?) çevrelerden çok İslami-mütedeyyin-muhafazkar, AK Partili (dilediğinizi seçin) kadınlardan gelen tepkiler tabii ki özellikle bilgilendirici idi. “Edep ya hu” çeken (bu AK Partili değil herhalde, teslim edelim) dahi çıktı hem de baş-örtülü! Edep verdiği kimse Hayreddin Karaman. Herhalde yaşlandık; bir baş örtülülüğünden dolayı “İslamiliğini” isbatlamış bacı (tabii “mütftünün karısı” rolü oynamıyorsa)bir İslam Alimi’ne “edep ya hu” çekmesi gençlik yıllarımda hayal edilebilirin ötesinde idi. Ve gençlik yıllarım Müslümanlar’ın “öz yurdunda garip, öz vatanında parya” mumalesi gördüğü yıllardı.

Bu cesaretten Erdoğan-AK Parti’ye çıkan mesaj: Sahi muhafazakarlaştı mı toplum? Hangi ölçülerle? AK-Partilileşme muhafazakarlaşma mı? Bu bağlamda sıkça kullandığım bir ifadeyi tekrarlamalıyım: Çanakkale-Kurtuluş Savaşlarımız’ı kaybetseydik ne olurdu acaba? Allah göstermesin Nişantaşı’nda Türkçe isimli mağaza bulamazdık!

Kazandık ama ne olarak çıktık savaştan? Sahi kazanmak nedir? Tekrar Sabah -Hürriyet kıyaslaması örneği. Hangisi hangi kültürü, değerleri pompalıyor? Marslı biri okusa farkı anlar mı?

Laiklere çıkan ve muhtemelen onları rahatlatan (rahatlatmıyorsa eblehler)mesaj: Ilımlı İslam Projesi çoktandır meyvelerini veriyordu. Artık korkulacak hiç bir şey kalmadı! Onlar da sizden.

Biz şimdi Hayreddin Karaman’ın sigara ve tesettürlü kadın mesajına geçelim Okumaya Devam »

Liyakat ya Resulallah!

Her şey bir şeydir (Birleşik alan teorisi). Bu gün Yeni Şafak’ta yazan arkadaşın sandığının aksine kültür işleri Kültür Bakanlığı, eğitim işleri Milli Eğitim Bakanlığı, din ve ahlak işleri Diyanet’in tekelinde de uhdesinde de değildir. Sanatı bilimden, eğitimi ticaretten, medyayı sanayiden ayırmak ümkün değildir. Onun içindir sorunlara bütüncül bakışın zarureti, paradigma veya medeniyet inşası tasavvuru.

Bir insanın hasta olduğu ilk bakışta biribirinden bağımsız hatta alakasız gibi gözüken bir çok semptomdan teşhis edilebilir. Toplumlar da insanı mimikler. Toplum sağlığının iyi olmadığı yargıdan yürütmeye, spordan dine, eğitim seviyesine bir çok farklı kategorilerde yapılan gözlemlerden teşhis edilebilir. Alakasız sandığımız şeyler alakasız değildir, aslında aynı hastalığın vecheleri, tezahürleridir.

Bu yüzden problemlere yaklaşırken sorunların her birini tanımlayamıyorsak tanımlanabilir, çözülebilir üstesinden gelinebilir öğeleri seçer bunlara çözüm üretiriz. Bunu yaptığımızda bakarız ki, o tanımlayamadığımız, kontrol edemediğimiz sorunlar da yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Örneğin eğitimin kültürün kalitesini yükseltirseniz, ekonomide bunun direkt etkisini görürsünüz; dış politikada, hatta toplumun genel fiziksel sağlığında da.

Bu girizgahtaki gaye neden liyakat sorununu çözdüğünüzde neden ahlak, din, eğitim, teknoloji, dış ticaret gibi pek çok alanlardaki meydan okumanın üstesinden gelinmeye başlandığını göreceğimizi vurgulamaktı.

Neden liyakat sorusunun daha basit bir cevabı da var. Ahlak, sadakat vb ölçülerin aksine liyakat oldukça somut, objektif ölçülebilir kriterler manzumesidir. Liyakatsiz kimselere taşıyamayacakları görevler vermek bir yolsuzluk türü olduğu gibi maddi yolsuzluklar da bir liyakatsizlik türü olarak mülahaza edilebilir. Tabii ki ahlak, “hakikate sadakat”, zeka, birikim örtüşen kategorilerdir ve her birinin bir puanlama değeri vardır. Önemli olan sınavı (imtihanı) doğru oluşturmaktır.

AK Parti ve liyakat Okumaya Devam »

köylü2şehirli
Şehirli -köylü, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri lisanımızda yaygın kullanımdaki kod-kelimelerdendir.
Kod olmasına koddur ama tek kodlaması yoktur. En geniş manada bilgisiz, görgüsüz şehrin adab-ı muaşeretini bilmeyen, kültürel olarak zayıf kalmış tipidir “köylü” ve zıddı da şehirli. Kodlama farkları modayı iyi takip etmeyen, muhafazakar, mazbut, mutaassıp kimselere “köylü” deme şeklinde de tezahür eder kendinden menkul “beyaz Türk” Kahverengiburunlubeyazeskikaptan (nam-ı diğer başkıro) türü tiplerde.

Ama kavram veya metaforun normatif bir karşılığı vardır. Köyde nisbeten kuralların az olduğu (trafik, bilimsel, kültürel faaliyetler, telekomunikasyon, modernitenin diğer nimetleri ) insanların hızla şehre göç etmesi gerçeği şehirde bir takım uyum sorunları yarattığı ve çoğunluk haline gelince şehrin kurallarını değiştirmesi veya kuralsızlığı geçerli kural veya “racon” yapması gibi bir sosyal sorunla karşı karşıyayız. (şimdi Ankara’ya sokulmayan Aşık Veysel, Kızılay’a sokulmayan ”memleketin efendisi” konularına girerek sadedden uzaklaşmayalım).
Okumaya Devam »

D.RockefellerÖncelikle bu yorum yazarının “komplo teorileri” kavramını nötral olarak gördüğü, bilgiye, istihbarata dayanan, Watergate’ten Viet Nam’da Mi-Lai katliamına, sonradan doğruluğu tarihe geçen pek çok komplo teorisinin olduğunu not ederek “iyi ve kötü komplo teorileri vardır” fikrinde olduğunu ve bunu da bir kaç yıl önce Star Gazetesi Açık görüş’te “Komplo teorilerimiz çoktur, zira komplolarımz çoktur” başlığı ile yayınladığını not etme zarureti var zira yazının ana konusu kötü, bilgiye dayanmayan, tabiri caizse işkemeden komplo teorilerinin yarattığı tahribat.

Okumaya Devam »

Bu gün günlerden M. Taylan

Dün, yarın ve diğer kalan günlerim gibi..

aydindoganBaşlık kafa karıştırabilir. Olay şu: Aydın Doğan bir çok twitte kendisinin karakterinin tahkir, tezyif edildiği, onun gibi şerefli, önemli kişinin kişilik haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla mahkemeye gitmiş. Listesini verdiği benimki dahil tweetlerde bu tecavüzün yapıldığını iddia etmiş.

Mahkeme kararının tamamını okuyamadım ama anladığım kadarı ile mahkeme kendisini kısmen haklı kısmen haksız bulmuş. Twitter-legal de kendisi bu tweetleri kaldırmak yerine tweet sahiplerine birer mektup yazıp “tweetleri kaldırmayı düşünebilirsiniz” demiş. Bana da “ya kaldırın ya cevap yazın”. ; ayrıca “avukatınıza danışın” demiş . Tabii ki ikinci şıkkı seçtim ve kendilerine kısa bir cevap yazdım.

Kendilerine yazdığım cevap aşağıdadır:

Söz konusu şimdi hatırlamadığım tweet:

Neden özellikle #Hürriyet hedefte anlayamadım. #doğangrubu’nda terör destekçiliği şampiyonu #Radikal. #cengizçandar, Ezgi, Ayşe vd orada.
15:29 – 11 Eyl 2015 Okumaya Devam »