Posts Tagged ‘Haziran Seçimleri’

interview2Bu da geride kaldı. “pasta dilimi gibi” (gavurların “çok kolaydı” manasına kullandıkları “it was a piece of cake” ‘in tercümesi, mizah niyetine yiyin işte; afiyet olsun!). Ne? Siyasetçi dediğin ciddi mi olur? Devlet Bahçeli gibi mi, Kılıçdaroğlu gibi mi? Bence mizahtan kimse ölmemiş. Ölmüşse kalan sağlar bizimdir. Ben buyum.

Mülakatın kendisinden çok bekleme salonunda bir kaç gözlem yapabildim. Bir eski bakan (ANAP), şimdi aday adayı “vekillerin ufacık bir aldatma vb vakası olsa haber oluyor; oysa İstanbul sermayesinin özel hayatları vekillerden çok kirli…Güler Sabancı bilmem ne bilmem kimin karısı Erol Simavi’ye kaçtı…” felan gibi magazin bilgileri paylaştı, “sayın bakanım” diye kendisine izzet iltifat eden aday adayları ile. Siyasette İstanbul sermayesi , ben bakanken.. hakkımda kirli çamaşır bulmak için taa 84’e gittiler..”vs. uzunca bir bilgilendirme yaptı bizlere.

Bir diğer vatandaşa “sen de mi adaysın” diye sordu. Arkadaş “yok sayın bakanım, ben Başakşehir İlçe Başkan Yardımcısı’yım; Davut Bey için geldik” dedi, ortak tanıdık bazı diğer aday adaylarından falan konuştular. Aynı masa etrafında olduğumuz için kulak misafiri olmamak namümkün idi.

Bir kaç gündür “aynı heyet 1165 kişi ile nasıl görüşecek?  Her birine 5 dakika verseler gene zaman yetmez” diyordum.Yeni Şafak’tan “her bir adayla 10-25 dakika harcanacak” (meal) olduğunu okuyunca daha da derin endişeye gark oldum aritmetik ve heyetin sağlığı açısından. Zira her gün 24 saat mülakat yapsalar gene bir ayı bulurdu bu hesaba göre. Herhalde dedim komisyonun tamamı değil de üyelerin her biri ayrı mülakat yapıyorsa ancak 10 günde tamamlanabilir.

Hepsi de yanlış imiş. Mülakatlar normalde 3 dakika imiş. Benimkisi o kadar da sürmedi. Sadece nerde oturduğum, ne iş yaptığım falan teyid edildi. Hüseyin Çelik Bey “gazeteci imişsiniz” dedi. Ben de kendisine benim böyle bir beyanda bulunmadığımı söyledim. Temayül yoklaması listesinde de meslek olarak “gazeteci yazar” yazıyordu; bir söyleşi yaptığım “Kudüs Tv” de aynı titreyi kullanmış idi. Buradan herkese bir kere daha ilan ediyorum; Gazeteci değilim, sadece bazı gazete, dergiler, internet yayınlarında yazılarımın yayınlandığını yazdım. Bir kaç şiirim var İngilizce ve Türkçe. Burada da binin üzerinde yazım var. Bir adet de kitap yazıyorum, yayıncı bulursam yayınlarım. Herhalde “yazar” demeye yeterli olsa gerek bunlar. Ama “gazeteci” olmak için bir gazetede kadrolu çalışmak veya çalışmış olmak gerekir, “opinion” veya “açık görüş” yorum yazıları kesmez. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

El İlanı-Ön YÜZ

Vira bismillah!

Yarin Ak Parti, İstanbul İl Başkanlığı’na giderek 25. Dönem Millet Vekilliği adaylık baş vurumu yapacağım inşallah (Güncelleme: Yaptım). Yaklaşık bir aydır düşündüğüm konuda kesin kararımı yeni verdim.

Nereden çıktı bu?

1974-75’te MSP’den itibaren Miili Görüş fikriyatının taşıyıcısı siyasi partileri destekledim. Ama desteğim bir organik ilişkiden çok bir gönüldaşlık, manevi destekçilik, fikriyatın muhtelif platformlarda anlatılması ve savunması şeklinde tezahür etti. İTÜ yıllarında Parti’ye gitmemize gerek yoktu. Emirler gelir, biz de afiş mi asılacak, yürüyüş mü organize edilecek, mitinge mi gidilecek, seçim bölgelerinde kahve toplantıları mı yapılacak, üniversitede zamanın “anarşisine” karşı hangi tavır alınacak vs. yerine getirir idik. CB Erdoğan o zamandan o delikanlı yürüyüşü, liderlik özellikleriile temayüz etmiş bir “akıncı” idi, şehit Metin Yüksel, Mehmet Güney vd. gibi. İlk ve son seçim konuşmam Silivri’de bir kahvehanede olmuş idi 1977 seçimlerinde. İlk ve son sandık kurulu görevim hakeza. Seçim sonuçları hayal kırıklığı idi malesef ama biz gayretten sorumluyduk.

İTÜ’den sonra ABD’ye gittim yüksek lisans için ve yaklaşık 25 yıl orada kaldım. Dolayısı ile parti teşkilatları ile fazla ilişkim istesem de olamazdı. Bunun yerine ABD’deki yıllarımda gerek Türkiye’de gerek Filistin’den Bosna’ya, Arakan’a mazlum ve mağdur Ümmet’in meselelerini sahiplendim ve bu sahiplenme gereği pek çok faaliyetlere katıldım. 1979 ‘da Teksas’a gittiğimde oradaki Türkler arasında tek “Selametçi” olarak adeta bir hilkat garibesi muamelesi gördüğüm günler hayalimde canlıdır.

Ne ABD yıllarımda, ne de tekrar İstanbul’daki son 11 yılımda herhangi bir siyasi pozisyon düşüncem olmadı ve siyaseti heyecanlı, çoğunlukla inzivada bir taraftar-gönüldaş olarak kenardan takip etmeye ve imkan verildiği nisbette yazılarla, yazışmalarla siyasilere, kanaat önderlerine, konuşma mevkiinde olan bizim dava temsilcilerimize ve daha çok da muhaliflere mesajlarımı ulaştırmaya çalışmakla iktifa ettim.

Aday adayı olma kararımı bir kaç hafta önce Başbakan Davutoğlu’nun verdiği “liyakat” ve “yolsuzluk yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ mesajları cesaretlendirici oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da geçmişten beri yaptığı “emaneti ehline teslim etme” vurgularıı ve Parti’nin 3 dönem sınırı gibi milletin hukukunu, yakınlık, hatır, gönül ilişkilerine önceleyen ilkeli duruşlar manzumesi adaylığım için uygun ortamın olduğu sonucuna götürdü fakiri. En önemlisi ise önümüzdeki dönemin muhtemelen her dönemden fazla “tarihin yazıldığı günlerle” dolu olması beklentim. Bunun bir parçası olmak bir dava insanı için her zaman cazibelidir. (daha&helliip;)

Read Full Post »