Posts Tagged ‘İslam’

Nereden başlasak bu ciltlerin kifayetsiz olacağı konuya?

Ha, A.Dilipak-AK-Parti bombası iki gün önce patladı. O vesile olsun.

Dilipak’ın “özeleştirisi” (nedense bizde özeleştiri diye kendi dışındakilerin özünü eleştirmeye derler; kendi özünü eleştirene rastlamadım) başlı başına kayda değer değil; “bomba” demem magazinsel manada. Kanaatim, içinde “AKP’li fahişeler” geçen bir tekfirnamenin, sadece “İstanbul Sözleşmesi” konusunda takınılan tavırdan mütevellit olmadığı. Nefsini ilgilendiren bir takım “edimleri” olmalı bu “AKPliler” ‘in.

Ama hep böyle omadı mı? Davutoğlu’dan Karar Gazetesi’ndeki “seviyeli gazeteci” arkadaşlara, Sadetliler’e Faziletliler’e…? Bu sadece bizim mahalle. Sanki öbür mahalledeki bölünmelerin,kopmaların hepsi fikir ayrılıklarından mı oldu?

Öbürlerinin davalarını ne benimsedim, ne de hakiki davalarının olduğuna inandım, 50 yıla yakın.

Ama “bizimkiler”‘e sahiden inanmıştım. Nerede ise 50 yıla yakın.Gavurun memleketinde bu inancımdan taviz vermemiştim.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Aya_sofya-Star
Konu FETÖ tarafından (!) gündeme getirildiğinde ik yazı yazmış idim. Şuracıkta:
https://www.star.com.tr/acik-gorus/ayasofyaya-musluman-gezisi-haber-881624/

https://www.dailysabah.com/opinion/2014/05/23/whose-dawah-is-hagia-sophia-anyway

Oradaki detaylı tahlili burada tekrarlamayacağım.

Üniversite yıllarında, 76-77 gibi (sakın yazar çizer, konuşurlara uyup 76’lı yıllar demeyin gençler, 70li yıllar olur),zamanın Milli Gençlik ruhu ile, Ayasofya’ya namaz kılmaya gitmişliğim de vardır. Panzerli polis zinciri “zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın” sloganlarımızdan pek etkilenmeyince biz de namazı, önünde eda etmiş idik.

Ama dün dündü, bugün bu gün: Kendi ruhumu, aklımı yokladım; o eski halimden eser yok şimdi. Protokollü,davetli hatta torpilli namazlar belki 70lerde huşu verebilirdi. Yok artık o heyecan.

(devamını oku…)

Read Full Post »

“Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihândan, Dayansın ehl-i kubûr!”

-Malumatçı Baba Tahir
SAYLAN-2

Ölünün arkasından iyi şeyler söylenir derler. Bu hesaba göre musalla taşının önündeki imamın cemaate “hakkınızı helal ediyormusunuz” sorusu retoriktir, yani cevabı içinde barındırır.

Herhalde Cumhuriyet muhafızları da böyle düşünüyor olmalılar ki bundan kaç sene önce ise, Başbakanlıktaki iftar sofrasında “rakı getrin lan” diyen 28 Şubat’çı Oramiral Güven Erkaya öldüğünde zamanın Akit Gazetesi “hakkımızı helal etmiyoruz” başlığı attı diye gazete toplatılmış ve yönetimi mahkemelik olmuş idi. Bu vesile ile zamanın laik devletinin gerektiğinde Mahkeme-i Kübra rolü de üstlendiğini öğrenmiş idik.
(devamını oku…)

Read Full Post »

amberinzaman01aysehur2Buranın leb demeden leblebiyi yutan düzenli takipçileri anladılar başlığın ilk yarısından bu gün Taraf Gazetesi’nden birilerine giydirme niyetimi. Bilmeyen var ise Gazete’nin “Düşünmek taraf olmaktır” sloganına göndermedir.

Kardeşlerimden biri bir tartışmamızda bazı isimlerden bahsettğimde “geri zekalılar kişilerle, vasat zekalılar olaylarla, zekiler ise kavramlarla uğraşır” sözünü hatırlatmış idi. Ne olacak ukala şey! Tartışmamız telefonda olmasa idi “van minit” diyip bi tane patlatırdım da! Zira gene buranın düzenli takipçileri teslim edecektir fakirin kişilerle uğraşmadığını. Kişiler ve olaylardan kavramlara varmaktır her defasında muradım. Bu yolculukta fikir ve malumat piyasasının baronların, monşerlerinin, geçimlerini imalat ve daha çok da distribütörlük ile sağlayanların basma-kalıp ifadeleri ile değil kendi beyin ve kalp gözü ile gördüklerimizin kendi kelimelerimizle tasvir ve tahlilidir yaptığım. Mallarımız organiktir ve kendi imalatımızdır hasılı.

Bu günkü yazı konumda geçen isimler de şahsiyetlere özel ilgimden değil. O işi yapan -eminim ki ilim ve irfanlarının derinliği sayesinde- gazete köşesi, TV stüdyosu kapmış tonla filozof var.

Sadede gelelim henüz sizi kaybetmedi isek.

Taraf Gazetesi’ni yayına başladığından beri, özellikle darbe-karşıtı, özgürlükler, meşruiyetten taraf cesur ve onurlu duruşundan dolayı can-ı gönülden destekledim. Bayiden gazete alma alışkanlığı olmayan fakirin gidip gazete bayilerine “niye Taraf getirmiyorsunuz. Niye az getiriyorsunuz?” demişliği de vardır Ahmet Bey! Artık dar boğazdan çıktığınıza göre komisyon çekimi postaya verseniz? (devamını oku…)

Read Full Post »

Önce “nobran, Kasımpaşalı, kabadayı, sokak üslubu.. “dediler. Avrupalı Amerikalı’nın da aynı telden çalacağından emindiler. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Sonra Aydın Doğan Kahverengiburunlubeyazkaptan ağzından “Aydın Bey de Başbakan’ın tepkisini olumlu karşıladı” dedirtti. Çevir kazı yanmasın operasyonu “koluna dokunması saygısızlık ama..”, “uzun zamandır tanıdığım Peres aslında mutedil bir liderdir ama sesini yükseltmese idi..” (G Civaoğlu- meal) kıvamında devam etti. Tansiyonun düşmesi beklendi. Ondan sonraki strateji de hazır idi:

Ama şimdi Israil ödetir adama fiyatı.

Ve dün kahverengiburunlubeyazkaptanın gemisinde “demedik mi size” operasyonu başlatıldı. Dedi el-hak. Danıştay cinayetinden sonra “bu Türkiye’nin 11 Eylülüdür” derken çocuklar gibi şen olan beyazkaptan “bunu yanınıza bırakmazlar” da dedi.

Ve deliller sunulmaya başlandı:

İsrail Türkiye’nin silah talebini reddedebilir imiş.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Ama bu monşerlere kötü haberim var.

Diğer süper güç veya uyuyan dev uyanıyor. Yukarda bahsettiğim “bu sizin ahlaksız iktidarınızı korumak için icad ettiğiniz tarzınızı alın güneş görmeyen yere koyun” diyenler sizin bildiğiniz hilafına sadece Türkiye veya Islam ülkeleri değil dünya halkları vicdanında da olumlu rezonanslar yapıyor.

Şimdi bu konuda göz attığım Batılı siteleri tarayıp alıntılar yapmak biraz zahmetli olduğu için bu işi yapmış olan Gökhan Özgün’ün naklettiği gözlemlerden alıntı yapmak kifayet etsin:

“Sıradan Norveçlilerin yorumları beni ilgilendiriyordu. Yorumların en az yarısı ‘insanlık’ adına Tayyip Erdoğan’ı destekliyordu. Misal: Teşekkürler, Erdoğan… Dayan Erdoğan, arkandayız… Belki de Norveç’in pasif dış politikasının Erdoğan’dan öğrenecekleri vardır… (devamını oku…)

Read Full Post »

Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta yaptığı yerli monşerler ve halkın zannettiği kadar biricik değil. Meseleyi sadece “ bir Türk Başbakanı’nın” teamaülleri umursamadan saf, sarih vicdani isyanı olarak müteala edersek bir ilktir, lakin bu söylemin oturduğu efendilerin statükosunun devamı için koyduğu adab-ı muaşeret kurallarını ihlal kategorisine oturtursanız fazla biricik değildir.

Bağdat’ta Busht’a ayakkabı fırlatan gazetecinin yaptığından çok farklı değildir Başbakan’ın tepkisi. Busht’a “sen ‘ben her gece Tanrı ile konuşurum’ diyorsun. Senin konuştuğun şeytan” diyen ve ve Gazze katliamlarından dolayı ülkesinden Israil Elçisi’ni kovan tek devlet başkanı Hugo Chavez’inkinden de Israil konusunda maçaya maça deme omurgası sergileyen Ahedinejad’ınkinden de fazla farklı değil.

Lisanın “undiplomatik” olduğu muhakkak. Sorun anlatsınlar size monşerler diplomasinin kurallarını, teamüllerini. Bu monşereler beni hiç yanıltmazlar. Ne diyeceklerini lafzına kadar tahmin edebilir oldum artık. “Diplomaside usüller vardır…. Kasımpaşalı….kabadayılıkla diplomasi yürümez…Masayı yumruklayan, kodu mu oturtan Başbakan cağdaş Türkiye’ye yakışmaz..” vs. (hayret! Erman Toroğlu kodu mu oturtan GK Başkanı istediğinde bu monşerlerden pek te itiraz gelmemiş idi, bilakis.. ama o başka). (devamını oku…)

Read Full Post »

hadisenin-koyluleri3hadise1 Deftere magazin notu pek düşmem. Bu da değil. Evet, iyi tahmin ettiniz, “Islami Medya’ya çatma” saikli bir not bu da (yiğit sevdiğini yerden yere vurur zira).

Kenan Doğulu, Sibel Tüzün, adını hatırlayamadığım Leylim Ley kızımız ve ismini sayamadığım diğer “kool” Türkilizce sözler, çalıntı nameler (son şaheser Yunanlıların 2 yıl önceki şarkısından “esinlenme”) , Ingiltere, Amerika’dan -onların kıvırması daha bi doğal ve dahi erotik diye- getirilen rakkaseler, hatta ABD’den transfer zenci “gangsta” oğlanlar eşliğinde şanlı milletimize çağ atlatacak, Türkish delight’ın ın ne menem moderenleştiğini pis Avrupalılara gösterecek yıldızlar kervanının son halkası “tüm tekaa- tüm-tek (?) -kalçamı iyi görmüşmi idiniz? bi daa bakın şuraya – Hadise hadisesi ile çalkalanıyor memleketin öbür yarısı.
(devamını oku…)

Read Full Post »

(Bunu yorum olarak yazmıştım bir yazının sonunda. Ama huyum batsın yufka yürekliyimdir; yorum okumayan okurların bu bilgelik incilerinden mahrum kalmasına gönlüm razı olmadı. Ortaya bu yazı çıktı.)

Hubbez rumuzlu yorumcu, “Türkiye’deki bütün partiler dinci” demiş.

Sizi bilmem ama bence haksız da sayılmaz. Gerçi bazılarının dininin ateizm, bazılarınınkinin daha köktendinci şekli olan, bir kilogram ateizme bir kilogram despotizm katılarak elde edilen laisizm (=laikcilik= toplumu da kendisilestirmenin meşruyetine itikad) dini olduğu söylenir ama esas tehlike “İslam dinciliği” bence. Demedi mi Onur Oymen Amerika’lı gazeteci Dionne Nissbaum’a “tamam sizde dine saygı var, vicdan özgürlüğü var, ifade hürriyeti var eyvallah; çünkü sizde İslami tehlike yok, bizde var. Aha bu başörtülülerin örtüleri var ya? İste o Nazilerin kahverengi, Faşistlerin siyah gömleğinin tıpkısının aynısı” ? (devamını oku…)

Read Full Post »

Vakit Gazetesi’ni nerdeyse hiç okumam; kendilerinden öğreneceğim fazla şey olmadığı için. Hakları gasp edilen başörtülülerin haklarını savunduğunu, mağdur mazlum İslami entitelerin sesi olmaya çalıştığını biliyorum. Ama beni daha fazla “bileme” dışında bir işlevinin olmadığını da düşünüyorum bu “siyah Müslümanların” gazetesinin. Ne feraset, ne basiret ne bilgi olarak bu gazetenin bana verebileceği fazla bir şey olmadığı kanaatindeyim. Abdurrahman Dilipak’in birikimine saygımı da ifade edeyim bu vesile ile de hakki kalmasın.

Bu Hüseyin Üzmez karakterini 30 kusur yıldır bilirim. 1952 senesinde Ahmet Emin Yalman’a suikast teşebbüsü ile hapse giren “ilk sağ eylemci”’nin “fikir adamı” olduğunu duyardık ama bu eylem dışında herhangi bir fikri ile müşerref olduğumu hatırlamıyorum. Ahmet Emin Yalman gibi faşizan, Cumhuriyet seçkincisi, laikçi bir karakterden nefret etmiş olması anlaşılması zor değildi; hatta sempati duyma sebebi idi o zamanlar. Birçok arkadaş için bu rüştünü ispatlamaya “mücahit ağabey” olması için yeterli idi, her ne kadar onun ismini duyduğum 70’lerde bizler “milli görüşçü” gençlik olarak şiddetin hiçbir türlüsüne bulaşmamış olsak da.
(devamını oku…)

Read Full Post »

Older Posts »