Posts Tagged ‘liyakat’

El İlanı-Ön YÜZ

Vira bismillah!

Yarin Ak Parti, İstanbul İl Başkanlığı’na giderek 25. Dönem Millet Vekilliği adaylık baş vurumu yapacağım inşallah (Güncelleme: Yaptım). Yaklaşık bir aydır düşündüğüm konuda kesin kararımı yeni verdim.

Nereden çıktı bu?

1974-75’te MSP’den itibaren Miili Görüş fikriyatının taşıyıcısı siyasi partileri destekledim. Ama desteğim bir organik ilişkiden çok bir gönüldaşlık, manevi destekçilik, fikriyatın muhtelif platformlarda anlatılması ve savunması şeklinde tezahür etti. İTÜ yıllarında Parti’ye gitmemize gerek yoktu. Emirler gelir, biz de afiş mi asılacak, yürüyüş mü organize edilecek, mitinge mi gidilecek, seçim bölgelerinde kahve toplantıları mı yapılacak, üniversitede zamanın “anarşisine” karşı hangi tavır alınacak vs. yerine getirir idik. CB Erdoğan o zamandan o delikanlı yürüyüşü, liderlik özellikleriile temayüz etmiş bir “akıncı” idi, şehit Metin Yüksel, Mehmet Güney vd. gibi. İlk ve son seçim konuşmam Silivri’de bir kahvehanede olmuş idi 1977 seçimlerinde. İlk ve son sandık kurulu görevim hakeza. Seçim sonuçları hayal kırıklığı idi malesef ama biz gayretten sorumluyduk.

İTÜ’den sonra ABD’ye gittim yüksek lisans için ve yaklaşık 25 yıl orada kaldım. Dolayısı ile parti teşkilatları ile fazla ilişkim istesem de olamazdı. Bunun yerine ABD’deki yıllarımda gerek Türkiye’de gerek Filistin’den Bosna’ya, Arakan’a mazlum ve mağdur Ümmet’in meselelerini sahiplendim ve bu sahiplenme gereği pek çok faaliyetlere katıldım. 1979 ‘da Teksas’a gittiğimde oradaki Türkler arasında tek “Selametçi” olarak adeta bir hilkat garibesi muamelesi gördüğüm günler hayalimde canlıdır.

Ne ABD yıllarımda, ne de tekrar İstanbul’daki son 11 yılımda herhangi bir siyasi pozisyon düşüncem olmadı ve siyaseti heyecanlı, çoğunlukla inzivada bir taraftar-gönüldaş olarak kenardan takip etmeye ve imkan verildiği nisbette yazılarla, yazışmalarla siyasilere, kanaat önderlerine, konuşma mevkiinde olan bizim dava temsilcilerimize ve daha çok da muhaliflere mesajlarımı ulaştırmaya çalışmakla iktifa ettim.

Aday adayı olma kararımı bir kaç hafta önce Başbakan Davutoğlu’nun verdiği “liyakat” ve “yolsuzluk yapan kardeşim olsa kolunu koparırım’ mesajları cesaretlendirici oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da geçmişten beri yaptığı “emaneti ehline teslim etme” vurgularıı ve Parti’nin 3 dönem sınırı gibi milletin hukukunu, yakınlık, hatır, gönül ilişkilerine önceleyen ilkeli duruşlar manzumesi adaylığım için uygun ortamın olduğu sonucuna götürdü fakiri. En önemlisi ise önümüzdeki dönemin muhtemelen her dönemden fazla “tarihin yazıldığı günlerle” dolu olması beklentim. Bunun bir parçası olmak bir dava insanı için her zaman cazibelidir. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Prof. Hayreddin Karaman bu günkü Yeni Şafak’ta “Siyasi Ahlak” başlıklı yazısında liyakat sahibi olmadığı halde görevlere talip olanlar üzerine bir takım güzel tespitler yapmış. Ben de kendisine yazdığım mesajda mealen güzel ama eksik dedim. “Zira emanetin kime teslim edileceğine karar vericiler veya vermede kullanılan yöntemler üzerine de düşünmek,konuşmak gerek”.

Başbakan Davutoğlu da CB Erdoğan da muhtelif konuşmalarında “ehliyet, liyakat, emaneti ehline teslim etme” vurguları yaptılar. Bu liyakat sahibi olup, kuvvetli bağlantıları olmayan, şanslı aileler, çevreler, gruplar, fırkalar, kulüpler, kliklerden olmayanlar için bir cesaretlendirici olabilir.

“Liyakat bazlı” bir belirleme cari olduktan sonra, konu “peki hangi yöntemle belirlenir kimin liyakatli olduğu” sorusuna geliyor. Bu belirleme, ne kadar iyi niyeli olsalar da karar verici konumundaki sizin, benim gibi fanilerin subjektif yargılarına kalıyor mevcut sistemde. Eee, onlar da bu patrimonyal ilişkilerin hakim olduğu toplumda yetişmiş, ehliyetli olsalar dahi o ilişkiler yumağı içersinde temayüz etmiş bireyler olarak ne kadar objektif olabilirler veya ne kadar objektivite alanına sahipler? Ne kadar ekmek, o kadar köfte. Aklıma gelen bir medya polemiği şöyle idi. Bir İslami medya mensubu Nuray Mert’i eleştiriyor imiş. Bir diğer İslami medya mensubu da buna içerlemiş: “Senin o gazetede yazman Nuray Mert sayesindedir” (meal). Nuray Mert sayesinde İslami medyada yazmanın mümkün olduğu bir ortam! Daha önce de yazdım burada,Ali Babacan örneği üzerine. Muhtemelen AK Parti Hükümetleri’nin bu en başarılı bakanının dahi sadece “liyakati” ile oraya gelmesi zor. (daha&helliip;)

Read Full Post »