Posts Tagged ‘Siyaset’

Çözüm süreci başarısızlıkla sonlanmıştır. Zararın neresinden dönersen kardır. Şimdi “ben demiştim” diyen tabii ki çok olacak, fakir dahil (yanılmış olma dileğimi de defalarca ifade ettim). Partiler arasında tabii ki bunu söylemeyi en fazla hak eden baştan beri sürece inanmayan (alternatif sunmasa da) MHP’dir.

Peki bu sürecin propagandasını yapan, Erdoğan ve Hükümetini buna sürükleyen, pek de dokunaklı Kürtçe ve Türkçe barış, kadeşilik, Kürtler’in gasp edilen hakları, Diyarbakır Cezaevi’nde bok yedirdiler, Dersim dört dağ içinde türküleri söyleyen son yılların “süper-starı” kimİsi “bizim medyada” kimisi gidip gelen liberal, dindar, demokrat veya yukardakilerin hepsi yazar, konuşur, “akil adamlar”‘ın hiç birinden “yanılmışız”, “feraset eksikliğimiz varmış” vb cümleleri duydunuz mu?

Tabii ki duymadınız. Onlar şimdi Hükümet’e yeni akıllar vermekle meşguller, kimi köşe kadısı, kimi vekil, başdanışman vs olarak. Neden hala, romantizmlerinden, Polyannacılıkları’ndan bu kadar yanılmış oldukları ayan beyan ortada olanlar, hiç bir özeleştiri, yüzleşmeye baş vurmadan dün göğe çıkardıkları “sevimli teröristleri” bu gün yerin dibine batırmakla meşguller? Çünki adamın tekinin dediği gibi “bu ülkede her şey olunur ama rezil olunmaz” olduğunu biliyorlar. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Kampanya ordum nerde mi? Burada!

Kampanya ordum nerde mi? Burada!

Tanınma açığım” ‘ı müdrik olarak, lakin “tanıtma” için yapılması gerekenlerin bir çoğu pek de tabii hatta ahlaki gelmeyen biri olarak tamamıyla inzivamda kalıp, “armut piş, ağzıma düş” de diyCAM00465emezdim. Kendimi tanıtmak istediğim Beylikdüzü İlçe Başkanımız boşuna dememişti “teşkilat seni tanımıyorsa nasıl seçileceksin” diye.

“İyi, tanıtayım işte” dedim ama tanımaya pek de hevesli görünmedi teşkilatlar. Her biri “makbul aday adaylarını” belirlemiş gözüküyorlardı. Ya randevu vermediler, ya baştan savdılar. Büyükçekmece İlçe Başkanı hanım kardeşimin sekreteri sağ olsun “Sayın Başkanımız yarin 16:00’da sizi kabul edecek” dedi. lakin yarım saat bekleme salonunda beklettikten sonra, hep birilikte başka bir aday adayı için mahalleleri dolaşma işi çıktı. “Kusura bakmayın Sayın Başkanımız’ın ani işi çıktı; sizi kabul edemeyecek” şeklinde postalandım. Bu tecrübeden sonra diğerlerini ziyaret etme teşebbüsünde de bulunmadım.

İl teşkilatından da aynı “ilgi ve alakayı” gördüğümü şimdi belirtmez isem sonra- ola ki- “kaybettiiği için kesiyor” olma ihtimali var. Orada işlerin daha profesyonel ve daha rafine olduğunu belirteyim samimi intiba olarak. Lakin benim elimde ulaşacak bir delege veya teşkilat mensupları listesi yok iken bir çok aday adayının, delege olmayan şahsıma dahi SMS yollayabilmesi , İl İlçe Başkanları ile fotograf gibi ayrıcalıkların da toplumumuzda hayatın gerçeği addedilen kadim olgularımız manzumesine kaydedeyim. Bir de “öne çıkan adaylar” , “adaylığı kesin olanlar” gibi medya yayınlarının sorumluluğunu Partim’e yükleyemem. (daha&helliip;)

Read Full Post »

“Ne kendi etti rahat, Ne âleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihândan, Dayansın ehl-i kubûr!”

-Malumatçı Baba Tahir
SAYLAN-2

Ölünün arkasından iyi şeyler söylenir derler. Bu hesaba göre musalla taşının önündeki imamın cemaate “hakkınızı helal ediyormusunuz” sorusu retoriktir, yani cevabı içinde barındırır.

Herhalde Cumhuriyet muhafızları da böyle düşünüyor olmalılar ki bundan kaç sene önce ise, Başbakanlıktaki iftar sofrasında “rakı getrin lan” diyen 28 Şubat’çı Oramiral Güven Erkaya öldüğünde zamanın Akit Gazetesi “hakkımızı helal etmiyoruz” başlığı attı diye gazete toplatılmış ve yönetimi mahkemelik olmuş idi. Bu vesile ile zamanın laik devletinin gerektiğinde Mahkeme-i Kübra rolü de üstlendiğini öğrenmiş idik.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Daha önce bahsetmiştim “Bir darbeye hazırlık aracı olarak yamyamlık! ” yazısında demokrasi, meşruiyet kavramlarının üzerlerinde oksijenin aneorobik bakteri üzerinde yaptığı etkiyi yapan bu fosseptik yaratıklarının “self preservation” (ayakta kalma) uğruna yamyamlık dahil bütün yolları caiz gördüklerini. Geçek değerlerin cari olduğu bir toplumda ne fikriyat ne değer olarak sunacak şeyleri olmayan bu parazitler için bir ontolojik zarurettir Egenekon düzeninin devamı.

Ama bu yamyamların kanibalize ettikleri pek çok kurbanların yakınları sorusu kafamı epeydir kurcalardı. Aklım havsalam almaz Ergenekon’un (hukuki değil siyasi manada kullanıyorum terimi) kurbanları arasındaki “iyi çocuklar” ın aile ve yakınlarının sessizliği hatta Ergenekoncu kampta yer almaları vakıasını.

Son yıllarda ve özellikle de Ergenekon soruşturmasından beri baş döndürcücü hızla, akıl izan sahipleri için artık hiç bir tereddüte mahal vermeyecek kesinlikte ortada olan hakikatler bu güruhun süfli emellerine varmak için gerekli gördüklerinde gözlerini kırpmadan kendi has adamlarını da katledip cenaze namazında en önde yürüdükleri, hatta eşlerini teselli ettiklerini gösteriyor.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

normal_yalcinkucuk2
Yalçın Küçük- Öcalan- Kandil’de “ordu” teftişinde.

“[D]ava [Ergenekon] net bir şekilde Türk ordusunun kökünü kazımaya yönelik bir operasyona dönüştü” -Yalçın Küçük
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Gazze’de 12 gündür devam eden soykırımı karşısında Başbakan Erdoğan’ın sergilediği tavizsiz söylemlere “fazla duygusal”, “diplomatik lisan değil” , “bir başbakanın sesini yükseltmemesi lazım”, “Ispanya Engizisyon’unda aldığımız Yahudi vatandaşları bunun içine katması çirkin” vb türü tepkilerle suret-i haktan gözüken siyasi dehalar bu günkü medyayı işgal edeceğini şimdiden haber vereyim sizlere. Henüz ne gazetelere baktım ne TV’yi açtım ama dün gece Ahmat Hakan’ın Tartafsız Bölge’sinde oldukça “ılımlı” akıllı satratejist, diplomasi bilir ağabeyler ve ablalar sinyali verdiler. Yalım Eralp, Ferai Tinç ve “Ispanya’dan gelmemiz Türkiye’nin yararına. Borcumuz falan yok”demeye getiren Soli Özel gibi.

İlk ateşi Yalım Eralp açtı. “Efenim ben yıllardır diplomatlık yaptım. ‘Sizler Ispanya’dan kovulduğunuzda biz size ev verdik’ yerine ‘tarihi acılarla dolu olan Israil’den daha büyük hasasasiyet beklerdik” dese imiş daha veciz ve “etkili” olur imiş. “Daha önceki bir kaç yüz defa denildiği zaman ki kadar mı etkili olurdu” demedi tabii Nişantaşı’lı kaabiliyetsiz.

Ah Ah! Ne gaflet ve delalet!
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Vakit Gazetesi’ni nerdeyse hiç okumam; kendilerinden öğreneceğim fazla şey olmadığı için. Hakları gasp edilen başörtülülerin haklarını savunduğunu, mağdur mazlum İslami entitelerin sesi olmaya çalıştığını biliyorum. Ama beni daha fazla “bileme” dışında bir işlevinin olmadığını da düşünüyorum bu “siyah Müslümanların” gazetesinin. Ne feraset, ne basiret ne bilgi olarak bu gazetenin bana verebileceği fazla bir şey olmadığı kanaatindeyim. Abdurrahman Dilipak’in birikimine saygımı da ifade edeyim bu vesile ile de hakki kalmasın.

Bu Hüseyin Üzmez karakterini 30 kusur yıldır bilirim. 1952 senesinde Ahmet Emin Yalman’a suikast teşebbüsü ile hapse giren “ilk sağ eylemci”’nin “fikir adamı” olduğunu duyardık ama bu eylem dışında herhangi bir fikri ile müşerref olduğumu hatırlamıyorum. Ahmet Emin Yalman gibi faşizan, Cumhuriyet seçkincisi, laikçi bir karakterden nefret etmiş olması anlaşılması zor değildi; hatta sempati duyma sebebi idi o zamanlar. Birçok arkadaş için bu rüştünü ispatlamaya “mücahit ağabey” olması için yeterli idi, her ne kadar onun ismini duyduğum 70’lerde bizler “milli görüşçü” gençlik olarak şiddetin hiçbir türlüsüne bulaşmamış olsak da.
(daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »