Archive for Temmuz 2013

Konu Gezi olsun, Mısır olsun, Suriye veya Myanmar olsun, ABD veya İsrail olsun, Berlin veya Londra, İstanbul veya Şırnak olsun. Ne coğrafya fark eder ne de “içerden” mi, dışardan mı, Yahudi mi değil mi, sağcı mı solcu mu, Türk mü, Kürt mü, Alman mı, Fransız mı, faiz lobisi mi, laikçiler mi, liberaller mi fark etmiyor. Hatta nüfus kağıdında Müslüman yazıyor mu yazmıyor mu olduğunun da manalı olmadığını gördük. Çetin Doğan “Sünni” imiş, Sisi’nin karısı peçeli imiş, kimi Gezici sanatçılar şeyh torunu imiş, bilmem hangi laikçi Seyyid imiş. Öte yandan Gazze’de buldozerin önünden ev sakinlerini kurtarmak için canını veren Rachel Corrie’nin nüfus kağıdında Hristiyan yazıyor. İhsan Eliaçık ilahiyatçı. Şu cami duvarına işeyen Gezi’ci cinsel sapık ise Yeni Şafak’ta yazıyor. Ne anladım ben bundan: Şeytan tek millettir, iyiler de.
Din insanların güzel ahlak üzre yaşamalarını sağlamak için gönderilmiştir; yani araçtır. Gaye güzel ahlaktır. “Dünyada 1.5 milyar Müslüman var” diyoruz. Emin miyiz? Gezi’dekiler, Tahrir’dekiler İslam ile savaş halinde değiller mi? Mısır’daki ahlaksız darbenin, katliamların sponsorlarının kimi Yahudi, kimi Hristiyan kimi de Müslüman. Uygulayıcıların çoğu sözüm ona “müslüman”, Kıpti, seküler, ateist.. yani her renkten ve dinden. Hak ile küfür arasında her tercih sunulduğunda küfre meyleden, veya bir süre ortada durup kim kazanıyor diye bakıp, yerini belirleyenin kelime-i şahadeti neye yarar? Bir kötülük gördüğünde buğz dahi etmeyen, “benim karım ne bu işte” sorusunu soran, siyaset bilimcisi olup Türkiye Mısır’da da Suriye’de de “ahlakçı politikadan vaz geçsin, pragmatik politika yapsın; devletler için esas olan menfaattir” diyen Türk bana “bu bal gibi darbedir, katliamdır, ahlaksızlıktır” diyen Norveçli veya Gana’lıdan daha mı yakın? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Önce yeni jargondaki liberalin basit tanımı (Atilla Yayla gibi gerçek liberallerden özür dileyerek):

Geçmişte demokrat veya darbe karşıtı olduğunu şu veya bu darzda beyan etmiş, dindar olmayan okumuş.

Bildiğiniz üzre şimdi bu “liberaller”in çoğu demokrasi, adalet, ahlak turnusollarından çaktılar. Çoğu Gezi’ci bu liberaller artık sandık dışı yollarla Erdoğan’ın yönetimden uzaklaştırılmasını meşrulaştırcı söylemler içersindeler. Bahsedeceğim liberalin adı Namık Çınar.

Peki Namın Çınar’ın farkı ne diğerlerinden? O da Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştırmak istiyor. O da Erdoğan’a karşı hakarete varan, hatta vicdansız diyebileceğim eleştriler yapıyor. (bkz. : Erdoğan darbeyi hak ediyor) . Ona göre de “demokrasi sandıktan ibaret değil”.

Şu satırlar onun: (daha&helliip;)

Read Full Post »

Bir kaç saat oldu Mısır’da Asker çiçeği burnundaki demokrasiye karşı darbe yapalı. Ah ne şok!

Her ne kadar “Mısır Türkiye, Türkiye de Mısır değildir” ise de temel unsurların benzerliği yadsınamaz. Orada da “sayısal değil siyasal üstünlük” (Deniz Baykal) darbe yaptı. Ben olayları BBC; CNN, El Cezire’den izledim. Orada da bizim Nişantaşılı tipi karılar çıkardılar “özgürlük” isteyen. Orada da “İslamist” Mursi seküler muhalefeti ötekileştirmiş! (yönetimi paylaşmamış). Orada da “sokakların sosyolojisi” üzerine konuşuldu bolca. Bu noktaya gelene kadar asker-seküler milyarderler kontrolünde ekonomi çökertildi, hükümet işleyemez hale getirildi, Mursi’nin elinden yetkiler aklındı yönetime geldiği ilk günden itibaren. Erbakan’a uygulaNAN 28 şUBAT, Erdoğan’a son olarak Gezi adı altında uygulanan tarife uygulandı. Erbakan Hoca 11 ay dayanabilmişti, Mursi 12 ay.

Peki Erdoğan’a karşı niye başarılı olamadı? Sevgili “liberaller” (gülmeyin, ayıp oluyor!) kusura bakmasınlar, “sosyloloji”, “gençleri dinlemek”,”demokrasi sandıktan ibaret değil” , “ötekilelştirme”, “generation Y’ın mizahı” vb güzellemeler, yaratıcılıklar, esoterik analizlerini takdir etmiyor değilim. Siz gayret ettiniz ama bir daha görüldü ki: Ne kadar yaratıcı olursanız olun, Tel Aviv’den Berlin’e, oradan Washington’a , Porno yıldızlarından, Madonna’ya, Elif Şafak’tan Tarık Akan’a, TÜSİAD’dan İhsan Eliaçık’a ne kadar sivil kuvveti mobilize ederseniz edin: ASKER OLMADAN DARBE OLMAZ! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Leylekler

3 leylek için, barajlarda 20 gün elektrik üretimi yapılmayacak

Tunceli’nin Mazgirt ile Elazığ’ın Karakoçan İlçesi arasındaki Tatar Baraj Gölü’nde su tutulmaya başlanmasıyla, 3 leylek yavrusu ile serçe kuşlarının bulunduğu yuvalar, sular altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bunun üzerine Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu devreye girdi.

Yavru kuşların uçabilecek düzeye gelebilmesi amacıyla, Tatar Barajı’nda su seviyesinin yükselmemesi için, aynı Peri Çayı üzerinde bulunan 2 barajda 20 gün süreyle elektrik üretimine ara verilerek, baraj kapakları kapatıldı. 3 leylek ve leylek yuvası içinde barınan çok sayıda serçe kuşu için yaklaşık 20 milyon liralık elektrik üretiminden vazgeçildi. (daha&helliip;)

Read Full Post »