Archive for Ağustos 2013

Bir kaç yıl önce, İsrail Gazze’deki son büyük katliamı devem ederken.. Zaman Gazetesi’nde bir yazı çıkmıştı Ahmet Selim imzalı. Gazze’den demir atolyesinde yapma roketlerden İsrail’e atan gençleri, Hamas’ı sigaya çekiyordu “savaş böyle olmaz, nizami ordular arasında olur, ne hakkın var İslam dünyasını savaşa sokmaya” falan diyerek. Gavurlar dahi böyle diyenlere “blaming the victim: Kurbanı suçlamak) diyordu. Ona cevaben yazdığım yazıda aynen şöyle demişim:

Bak Ahmet Efendi,
Ahirette komşu olarak senin ilim ve irfanından mahrum kalmış, Şeyh Ahmet Yasin’i de, Rantissi’yi de, Yusuf El Karadavi’yi de Filistinli şehit bebeleri, gençleri kadınları da, intihar bombacılarını da, yanlış yaptığını senden öğrendiğimiz Hasan Tahsin’i de Sütçü İmam, Kara Fatma ve diğer Kurtuluş Savaşı teröristlerimizi de sana tercih ederim.

Sanıyorum aynı yazıda “Gazze’de Siyonist Katil’in buldozerinin altından çocukları çıkarmaya çalışırken ezilen Rachel Corrie ile komşu olmayı sana yeğlerim” de demiştim.

Buradan ne anlaşıiıyor? Sıkça hatırlatrım fetva mercii olmadığımı, malümün ilamı olsa da. Ama yüreğimi, beynimi ben kontrol ederim; kiralık değil. Benim vücudumdaki her hücre ait olduğum milletin “kötülük gördüğünde eli ile, dili ile düzeltenler” milleti olduğunu haykırıyor din hanesinde ne yazdığına bakmaksızın. Daha önceki yazımda bahsettim, bir kaç örnekle destekleyeyim neden “Müslüman” tanımlamasının benim için fazla bir referans değerinin kalmadığını.

Bizim darbecilerin aksine Sisi pek de “laik” değilmiş. Laiklik şöyle dursun eşi peçeli imiş! Aman y-generasyonu duymasın! Sosyolojileri bozulur! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Erdoğan Ağlarkenr4bia_selaminin_bilinmeyen_34_anlami13769851300_h1064260Esma
Derin stratejik düşünürlerden oldum olası hazzetmediğmi, zira bunun aslında ahlaki omurgasızlığı saklmak için bir kılıf olrak kullanılmaya müsait olduğunu kendi hayat tecrübelerimden hareketle bahsetmiştim. (Bkz: https://bekirlyildirim.wordpress.com/2010/06/09/derin-stratecist-abiler-ablalar-uzerine-iki-cift-soz/).

Gerek Gezi gerek Mısır ve Suriye meseleleri aynı savları test etmek için bir laboratuar işlevi gördü fakir için. Erdoğan ve fakiri de içine alan kümedekiler “ahlaki doğruculuk siyasi doğruculuktur” derken ve şeytanın çoocukları “oh oldu, dinciler, Muslolara!” derken bir üçüncü gruptakiler de “evet biz de üzülüyoruz ama reelpolitik, Türkiye’nin gücü, yalnız kalıyoruz… dünyayı sen mi değiştireceksin, Arapların kendileri bizim kadar umursamazken…. bölgenin jeopolitik, jeostratejik, jeolojik, jeofizik…..zzzzzzzz felan diyorlar.
Dedim ya bu kadar stratejik düşünce benim içibn fazla. Ben duygusal adamın tekiyim, Tayyip Bey gibi. Yukrdaki resimler de benim politikamı anlatıyor.
****************************************
Bu da Şehide Esma’nın babası Muhammed El-Biltaci’nin kızına mektubu:
Sevgili kızım ve değerli öğretmenim…

Sana elveda demiyorum bilakis yarın görüşmek üzere. Başı dik tuğyana isyan ederek yaşadın. Tüm engelleri redderek hürriyete sınırsızca aşık oldun. Bu ümmet, uygarlıkta hak ettiği yeri alabilsin diye onu yeniden diriltmek ve inşa etmek için sessizce yeni ufuklar arıyordun. Akranlarının uğraştığı işlerle meşgul olmadın. Her zaman derslerinde birinci olmana rağmen öğrenmeye olan açlığın dinmedi.

Bu kısa hayatta sohbetine doyamadım. Vaktim mutlu olacak ve eğlenecek kadar geniş değildi. Rabiatul Adeviyye’de son kez bir araya geldiğimizde, “Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın” diyerek bana olan sitemini dile getirmiştin. Ben de sana, “Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah’tan cennetinde bize bu sohbeti vernesini temenni ediyorum” demiştim.

Sen şehit olmadan iki gün önce seni rüyamda gelinlikler içinde gördüm. Bu dünyada eşi benzeri olmayan bir güzellikteydin. Yanıma sessizce oturduğunda sana, “Bu gece senin düğün gecen mi” diye sordum. Sen de “Düğünüm akşam vakitlerinde değil öğlen olacak” demiştin. Çarşamba günü öğlen vakti şehit olduğun haberi bana ulaştığında, senin rüyamda bana ne demek istediğini anlamış oldum. Allah’tan seni şehit olarak kabul etmesini niyaz ettim. Ve şehadetin, bizim haklı olduğumuzu ve düşmnımızın batılın ta kendisi olduğu inancımızı pekiştirdi.

Son vedanda yanında olamamam, son bir kez seni görememem, alnına son bir öpücük konduramamam ve senin cemaze namazını kıldırma şerefine nail olamamam beni derinden üzdü. Beni bunları yapmaktan alıkoyan, ölümden veya karanlık hücerelerden korku değil, uğruna canını verdiğin davayı (devrimin hedeflerine ulaşması) sürdürebilmekti.

Zalimlere karşı başın dik (göğsünü gere gere) direnirken gaddar kurşunlar göğsüne saplandı ve ruhun yüceldi. Ne kadar güzel bir azimin ve terbiye edilmiş bir nefsin vardı. İnanıyorum ki, sen Allah’a verdiğin söze sadakat gösterdin, Allah da sana verdiği söze… Öyle ki, şehadet şerefini bize değil de sana bahşetti.

Son olarak, Sevgili kızım ve değerli öğretmenim…

Sana elveda demiyorum bilakis görüşmek üzere.. Buluşmamız, yakında peygamber ve ashabıyla birlikte Havz-ı Kevser’de olacak. Sonsuz kudret ve hükümranlık sahibi Allah’a yakın, O’nun nezdinde değerli ve şerefli bir konumda. Ayrılmamak üzere, birbirimize doyma temennilerimizin gerçekleşeceği bir buluşma…

Read Full Post »

Bilmediğim konularda ahkam kesmem. Aleviliğin ilahiyatını pek bilmem. Buradaki notların nerde ise tamamı hayattaki gözlemlerimden Allah’ın verdiği akıl ile yaptığım çıkarımlar, tahlillerdir. Nakliyat işleri ile uğraşmam. Nasıl ki PKK ve destekçilerinin ahlaki değerleri hakkında yaptığım tenkitler tüm Kürtlere teşmil edilemez aşağıdaki Alevi ahlakı üzerine yapacağım tenkitler de tüm Alevilere teşmil edilemez.

İki gün önceki Hacı Bektaş-ı Veli’yi anma etkinliklerinde olanları hatırlayınız. Ülkenin Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ, davetli olarak orada bulunuyor. Gerek Hacı Bektaş-ı Veli gerek Aleviler’i yüceltici, taltif edici bir konuşma yapıyor, kardeşliğimize, sevginin önemine vurgu yapıyor. Konuşmasında fazla Allah, Peygamber dememeye dahi özen gösteriyor. Ev sahibine saygının bu kadarı olur! Adeta Yahudiler’in eline esir düşmüş Hamaslı muamelesine tabii tutuluyor “candaşlar” tarafından. Ya da Danıştay Komplusu ile öldürüp Müslümanlar’ın üzerine attıkları Yargıç Özbilgin cenazesindeki bakanlara yapılanları hatırlatiyor. Yuhalamalar, kem sözler, edepsizce davranışlar ve fiziksel saldırı! Saldırgan adeta kahraman yapılıyor, okşanıyor, kucaklanıyor, Audi arabaya bindiriliyor, polise verilmiyor elleri kelepçelenmiyor, CHP’nin yönetcisi konumundaki Alisiz-Bektaş-ı Velisiz Alevi-Bektaşiliğin dedeleri tarafından. Sonra da serbest bırakılıyor! Demokrasinin bundan iyisi Şam’da bile zor bulunur. Kalite, seviye ahlak farkını görmek için bir de Konya’daki Şeb-i Arus’taki Kemal Kılıçdaroğlu’nu göz önüne getirin. Allah’la Kitap’la, Mevlana ile alakası olmayan, iftar sofrasında sohbette ancak müstehcen fıkra analtabilecek kadar dindarlaşabilen zata gösterilen saygı, izzet, iltifatı hatırlayın. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Fethullah Gülen Hoca Efendi Mısır’da ölen Müslümanlar için (şehit demese de) taziye mesajı yayınlamış (Today’s Zaman nedense bu çok yumuşak taziyeyi dahi yayınlamadı. Onun yerine “Türkiye’de demokratizasyon ihtiyacı” nı anlatan bir mesajını yayınlamayı yeğledi bu gün). Her halukarda katliamlara kayıtsız kalmadığı için kendisine teşekkür ederim bir insan olarak. Mavi Marmara’dan beri vicdanımız epey yol katetmiş.

Bu da büyük İslam alimi, mücahid, mürşid Yusuf El-Karadavi Hoca Efendi’nin çağrısı’nın özeti:

1.
Bütün Mısırlıları, El_Ezher’in liderleri ve ulemasını evlerinden çıkıp katledilen kardeşlerine, bacılarına destek olmaya çağırıyorum.

2.
Bütün Mısırlıları ve dünyadaki tüm Müslümanları önümüzdeki cumaayı “gazap günü” yapmaya çağırıyorum.

3.
Bütün Ezherlileri , Arapları ve Müslümanları bu tehlikeye karşı durmaya ve zalimlere karşı dua etmeye çağırıyorum.
(not: İmam Karadavi onlara şehit diyor).
*************************************

Gerek var mı bilmiyorum ama bir kere daha hatırlatmakta mahsur olmasa gerek:

“Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle düzeltiniz, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz.” (Tirmizi, Fiten, 11; İbnu Mace, Fiten, 20)

**************************************
Bu da hissiyatıma kısmen tercüman olan bir yazı:

Selam olsun Nil’in evlatlarına!

************************************************
Hamiş: Madem Hoca Efendi’den bahsettik (biraz gönül koyarak) bu da Cemaat yayınlarının Gezi_Mısır performansı üzerine değerlendirmem:

Samanyolu TV: Gerek Gezi gerek Mısır’da vicdani-objektif yayıncılık.

Zaman: Genellikle objektif habercilik ama Gezici-sahte liberal ağızdan veya Gezi’ye selam çakan köşe yazıları da gördük. “Ihvan’a şiddet yakışmıyor” diyen Müslüman kardeş bile çıktı hem de bir önceki Sabah Namazı Katliamı’nın yapıldığı gün!

Today’s Zaman: Jerusalem Post dersem günaha girerim herhalde ama BBC veya CNN kadar “objektif”, “tarafsız”! Yazarlarının yarısı laikçi-darbeperver-Gezici, diğer yarısı demokrat-dindar falan. Yönetim, Ak Parti husumetini saklamaya gayret dahi etmiyor artık. Bazı yazılar Taraf veya Sözcü’den kopyalanmış gibi (Yavuz Baydar, Orhan Kemal Cengiz, Şahin Alpay vs). Bir de blogcuları var. Aralarında demokrat veya dindar bulmak için mumla aramanız lazım. Çok üzücü!

Read Full Post »

Ergenekon Mahkeme kararlarının çıkması bir insan hakları, meşruiyet, adalet, ahlaki düzen, demokrasi savunucusu olarak beni ziyadesi ile memnun etti. Fazla sebep saymaya gerek yok. Darbecilik en alçakça suçlardandır. Bir milletin insan haklarını topluca, kendi süfli emellerini tatmin için gasp etmek, millet üzerinde ahlaksızca, hak edilmemiş, denetlenemeyen, hesap sorulamayan ve şimdiye kadar yargılanamayan bir egemenlik kurmaktır. Onun içindir ki dünyanın hiç bir yerinde darbecilere “insaflı” davranılmıyor; 95 yaşındakiler, ağır hastalar sedye ile getirilip yargılanıyor. Onlara “insaf” tüm topluma, insanlığa insafsızlıktır.

Şimdiye kadar dokunulamazdı darbeci haydutlara; bu bakımdan bir kilometre taşıdır Ergenekon Kararları. Bir devrin sonu evrimsel olarak geliyordu zaten; bu elzem adım daha ileriye götürmüştür süreci.

İroniye bakın ki 1980 darbecileri Kenan Evren ve diğerlerinin müdafası “Biz başarılı darbe yaptık, ancak başarsız darbeciler yargılanır” iken Ergenekon-Balyozcuların son müdafası da “bizimkisi sübuta ermedi, öyleyse darbe sayılmaz, bizi yargılayamazsınız”. İkisinin toplamı: Darbeciler yargılanamaz. (daha&helliip;)

Read Full Post »

Sayın Başbakan, sizin basiretinize, ferasetinize, vicdanınıza, adalet duygunuza güvenim tamdır. Ama medyada, Parti içersinde, hatta danışmanlarınız arasında “PYD’yi destekleyelim.. Kürt özerk bölgesi oluşsa da dost yaparız onları, bağımsız Kürdistan hayalinden de vaz geçerler.. Baksanıza bayrağı indirdiler..” mealinde akıl verenler çoktur eminim. Hatta bu sivri akıllılar arasında “Türkmen özerk bölgesi olsa desteklemez mi idik” diyecek kadar gaflet ve delalet içerisinde olan “akil kişiler” dahi çıkabilir.

Aman Sayın Başbakan, bu eş dost torpili ile mevki kapmış serserilerden akıl almayın. Yüreğinizin sesini dinleyin.

Acizane mantıki, kalbi tahlilim aşağıdadır. Ulaşırsa ne ala, ulaşmazsa “Bir iyilik yap at denize…” ve kötülük gördüğünde “elinle, onu da yapamazsan dilinle..” öğretilerine icabet niyetine..

Neden Türkiye PYD (PKK) ile savaşanları desteklemelidir:
(daha&helliip;)

Read Full Post »