Archive for the ‘Suç ve ceza’ Category

Daha önce yazdım Zarrab Davası konusunda esas meselenin ne olduğunu ve dinamiklerini. Bunca “uzman” arasından sesimin duyulacağını sanmasam da bu gün gün patlayan “Zarrab öldürülecek” bombası üzerine birazcık zihin temizlemeye teşebbüs etmekten alıkoyamadım kendimi. Kısa olacak.

Bu “Zarrab öldürülecek, o adda biri olmayacak” bombası kimden gelse iyi? Evet yeni mücahidelerden Sevilay Yükselir (pardon Yılman’mış) Bacımız’dan:

Şöle diyor bacım:

[Ç]ünkü eğer iddialar doğru ise yeni yılda yani 2018’de Reza Zarrab adıyla, kimliğiyle yaşayan bir insan olmayacak artık! İtirafçılığının karşılığında FBI tarafından tanık koruma programına alındığı için öldürülecek Zarrab. … Büyük bir ihtimalle koruma programının gereği estetik ameliyatla filan görüntüsü de değiştirilecek.

Tabii bacım “öldürülecek” derken “kimlik değişecek” demek istiyor ama öyle dese diğer duyaen meslekdaşları bundan “flaş flaş” çıkarır mı? Hem dikkatinizi çekerim “iddialar doğru ise dedim ben” diyecek tutmazsa, Temel’in “mesela dedük” ‘ü misali.
(daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

aydindoganBaşlık kafa karıştırabilir. Olay şu: Aydın Doğan bir çok twitte kendisinin karakterinin tahkir, tezyif edildiği, onun gibi şerefli, önemli kişinin kişilik haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla mahkemeye gitmiş. Listesini verdiği benimki dahil tweetlerde bu tecavüzün yapıldığını iddia etmiş.

Mahkeme kararının tamamını okuyamadım ama anladığım kadarı ile mahkeme kendisini kısmen haklı kısmen haksız bulmuş. Twitter-legal de kendisi bu tweetleri kaldırmak yerine tweet sahiplerine birer mektup yazıp “tweetleri kaldırmayı düşünebilirsiniz” demiş. Bana da “ya kaldırın ya cevap yazın”. ; ayrıca “avukatınıza danışın” demiş . Tabii ki ikinci şıkkı seçtim ve kendilerine kısa bir cevap yazdım.

Kendilerine yazdığım cevap aşağıdadır:

Söz konusu şimdi hatırlamadığım tweet:

Neden özellikle #Hürriyet hedefte anlayamadım. #doğangrubu’nda terör destekçiliği şampiyonu #Radikal. #cengizçandar, Ezgi, Ayşe vd orada.
15:29 – 11 Eyl 2015 (daha&helliip;)

Read Full Post »

20161012_153233

Çetemin nüfusu 12’ye kadar çıktığında Erenköy’deki apartmandan varoşlarda bir müstakil mekana taşınma fikri hasıl oldu. Ve sonunda bir diğer cemaatten olduğunu söyleyen bir derviş oğlu dolandırıcıyla yaşadığım nahoş olayla da olsa bir mekan sahibi olduk Beylikdüzü’de. Gel gör ki buraların halkı yani Ardahan’dan Tokat’a, Erzurum’dan , Hakkari’ye yurdum insanı Nişantaşılılar gibi gösteriş için hayvan duyarlılığı gibi yeni modalara da kaptılmıyor kendini. Araba yeni ama kullanım tarzı taksici dolmuşçudan öğrendikleri eski racon gereği “bastı mı gaza gezer mi gezer” deminde dar, mahalle yoluymuş, 40km’nin geçilmeyeceği yolmuş, dinlemez. Bildikleri kadarı ile Etiler’de yok böyle abuk subuk kurallar.

“Bu yolda hayvan ezmek için kasıt şart” dedi komşu. Bu kültüre aşinayım, çocukluğumda köpeğe kedi öldürtmek, olmadı ise işkenceyle öldürmek bir çocuk oyunu idi.

Bu konuda fazla ilave edecek şeyim yok. Gavuru Türk’ü erşref-i mahlukat insan toplulukları hakkındaki genel kanaatlerim malum olmalı burayı takip edenlere. Klişemi tekrarlayayım: Bunu ancak insan yapar.

CAM00948

Kısmet- 1-Numara

Kısmet ve evlatlığı 1-Numara (Takriben 9.5 ve 8.5 yaşlarında)

Bahçeme yanyana gömdüğüm üçüncü yavrum. Bir tane de kardeşimin bahçesine gömdüm. Diğerleri veterinerde, bilmediğm yerlere kayboldular, can verdiler, cesetleri ne oldu bilmiyorum.

Üzdüklerim varsa affola. Kayıt düşmesem olmazdı.

Bulut-Don Kişot-7-adj-new

Puppy-4

Hamiş: Son yavrum dediysem “benim” dediğim, evimde baktıklarımın sonuncusu, günü birlik misafirden sıkça ziyaret edene, karşıdaki yeşil alanı mesken edinene çocuk çok. İnsanlara rağmen onlar için hayat devam ediyor, Gazze’de de..

Read Full Post »

CAM00960CAM00963Kıyılır mı bu yavruya? Size ne yaptı yaşadığımız dünyaya güzellik, sadakat, masumiyet katmak dışında?

Biliyorum siz akıllısınız, başarılısınız, otomobiliniz var gider mi gider 30 km ile gidilecek dar mahalle yolunda 100e bana mısın demez. Bir de trinitronlu, gigabaytlı, XWQP 1276 akıllı telefonu kulağına dayayıp, gaza bastın mı fiyakana diyecek yoktur; it için frene basmaya hacet dahi yok, kocaa cipe, pikapa, bilmem ne marka demir gibi aracına ne zarar verebilir ki it? Boşuna dememiş atalar “taşlar bağlı, köpekler serbest” diye.

Tebrikler muhtemelen hayatında bu kelimeyi bir daha duymayacak eşref-i mahlukatın cool üyesi! Benim en iyi dostlarımdan birini aldın, durup bakmaya da tenezzül etmedin;işin gücün vardı eminim. Sizin itiniz benim yavrum! Bu kaçıncı?! Sana da türüne de başka sözüm yok.

Dünyam cennet idi ve birdenbire insan geldi! Neden acaba? Vardır bir hikmet mutalaka, benim aklım kalbim almasa da.

 

Read Full Post »

SuphiAltındökenözgecan

Gene malumun ilamı ile başlayayım: Hukukçu değilim ama normal ülkelerde hukuk, yasalar, devletin yetkisi, sorumluluğu gibi kavramlar  ve hukukun neşet ettiği insanın vicdanı,
adalet duygusu gibi kavramlara yabancı değilimdir ümit ederim.

Hukukçular dilerlerse nerede yanıldığımı işaret ederler. Her zamanki gibi bunlar benim inandıklarım,hissettiklerim, düşündüklerim:

1. Hukuk devleti, gelişmiş insanların ülkesi Özgecan’ın hakkını korumakla değil, Özgecan’ın katilinin hakkını korumakta ortaya çıkar. Bir hunharca cinayete kurban giden bir kadının hakkını en ilkel ülkeler dahi korur. Pek çoklarında da katilini işkence ile öldürürler, devlet veya aşiret, kabile, galeyana gelen halk. Ama ancak hukukun cari olduğu ülkelerde “en adi suçluların” dahi hakları vardır.

2. Türkiye’de idam cezası kaldırıldı; ki ben karşı idim bu karara, hala da öyleyim. Hiç bir suçluyu kişiler veya toplum cezalandıramaz veye herhangi bir hürriyetinden alıkoyamaz. Cezalandırma (bir takım hürriyetlerden muayyen bir süre yararlandırmama), “ıslah etme”  tekeli devletindir, halk adına devlet eli ile kullanılır. (daha&helliip;)

Read Full Post »

1128 kişiymişler.

Bir tanesi Noam Chomsky, ünlü Yahudi “iyi polis”, sözüm ona bağımsız düşünür. Kendisine Gezi hakkındaki bilgilerini hangi kaynaktan edindiğini sorduğumda “Türkiye’deki dostlarım” cevabını vermişti; “medyayı da takip ettim” diye ilave etmişti. Bana da konuda ne kadar cahil kaldığımı hatırlattığında kendisine “sizin bir sözünüz vardır: O kadar az biliyorum ki ama o kadar eminim ki” diye cevap vermiştim.

Bir diğeri,  Yahudi “kötü polis” Judith Butler: Neconların dahi aşırı ucunu temsil eden bir Siyonist, (Daniel Pipes’ın işi çıkmış olmalı). Washington’daki İsrail propagandistlerinden bir tanesidir. Hangi ara “akademisyen” oldu bilmem ama cemaziyelevvelini ABD siyasetini takip edenler bilir.

Başka? Ha Nilüfer Göle. Gavurun “famous for being famous” (ünlü olmakla ünlü) takımından bir siyasi/sosyal neyse bilimci, yani laf ebeliği branşından, zira “siyaset bilimi” oksimorondur; söyledikleriniz magazin niyetine de tüketilir (bkz. bilimsellik kriterleri: yanlışlanabilirlik, tekrar edilebilirlik).

Geriye ne kaldı? Üçte biri hocasının gözüne girmeye çalışan öğrenci (nasıl akademisyen oluyor öğrenci, yoksa doğru düşündüğü için mi?).

Bakiyesi binküsur dolgu maddesi, Murat Bardakçı’nın tasvir ettiği “akademik” esamisi okunmayan, var olduklarını hissettitmek için bir çeşit grupta yer alıp “Chmosky ile berberdik” diye torunlarına anlatabilme şerefine nail olacak parazit: Bilimin paraziti, eğitimin paraziti, kaynakların, toplumun paraziti. (daha&helliip;)

Read Full Post »

nişanyanhaykoAynen öyle emrederdim padişah, diktatör felan olsaydım. Bilmeyenler için kısa özet: Sevan Nişanyan namında İslam ile dalga geçmeyi seven, lakin ateist olduğunu beyan ettiği halde diğer dinlere pek dokunmayan, Türkçe’yi iyi bilen ve kullanan (sahi neden yazar konuşurlarımız arasında en düzgün Türkçe, düzgün imla kullananların soyadları genellikle Mahcupyan, Esayan, Nişanyan, Paylan, Bağdat felan olur?) bir çeşit ikonoklast, muhalif bir zat üzerine bu günkü not. Adamın radarıma girmesi de tabii ki kazaren değil, çok sayıda dostunun olmasından aydın kesim arasında. Bir zamanlar Taraf’ta okurdum kelime kökeni yazılarını ara sıra. Haa bir de dışkısını kavanozda biriktirip karısının üzerine boca etmesinin müdafasını okumuş idim saygın entellektüellerimizden birinden. Bir zaman önce de Star Açık Görüş’te Ali Nesin’den okumuştum, hakkında bir methiye ve kendsine karşı yapılan “haksızlığı”, daha sonra sağda solda çok kişinin kaleminden dilinden.

Olay şu imiş. İzmir-Selçuk-Şirince’de turizmle uğraşır imiş Nişanyan. Orda kaçak binalar inşa etmek, otel pansiyon yapmak, sit alanına bina yapmak vs. türü imar kanunları ihlellerinde ısrar etmesi, konudaki mevzuatı kaale almaması sonucu iş hapse kadar varmış. Şimdi aydınlarımız (sağcısı, solcusu, dinsizi, dindarı “Sevan’a özgürlük” istiyorlar. Bu notları düşme sebebim olan nedenleri çok ilginç:

Nişanyan iyidir, yahşidir, enteldir, baş örtüsü yasağına karşı gelmiştir hatta, hapiste Müslüman bir mahkuma Kur’an alfabesi öğretmiştir. Hal böyle iken “İmar Yasası” diye bir sözde kanunu bahane ederek adamı içeri atmak ülkede dikatörlüğün delili değil midir? (sahi Çankırıspor’un 3. ligde küme düşmesi dahil dikatörlüğün delili olmayan bir olumsuzluk kalmadığına göre öyledir herhalde). (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »