Archive for Eylül 2008

Deniz Feneri, Aydın Doğan’ın yeni milyarları, Deniz Baykal’ın “millet laikçiliği sandıkta yemiyor, ama siyasi ahlak yuımuşak karındır, nasıl olsa sizin hırsız olduğunuzu herkes biliyor ama Akepeli hızsızlar da olduğunu gösterirseniz karlı çıkarsınız ” tavsiyelerine kulak vererek başlattığı Ramazan’da bir taşta üç kuş vurma (Aydın Doğan’ın akçeleri, Akepeye zarar, hayır kurumlarına zarar)  hamlesi ile şekillenen gündem fakiri gerilere götürdü.

70’lerin sonlarında Bülent Ecevit Güneş Motel açık vekil pazarında zamanın AP’sindeki hırsızların her birine ballı bakanlıklar vererek hükümeti devirmiş ve yerine kendisi geçmiş idi. Dönemini iyi hatırlarım, bu günkünün beşte biri kadar dahi olmayan taşıtların deposunu doldurmak için ya torpil ya rüşvet vermek gerekir idi Eecevit’in “Ak Günlerinde”. Taksim’deki Tekel Mağazasından iki paket Samsun sigara  almak ortalama 2 saat ve ardından Beşiktaş’taki Belediye Tanzım Mağazası’ndan bir kalıp sana yağı almak bir o kadar daha alır idi. Baykal da Ecevit’in sağ kolu ve enerji bakanı (?) idi. (daha&helliip;)

Reklamlar

Read Full Post »

Bir süre önce CB Gül’ün rektör atmaları üzerine “Aydın Doğan’ın oricinal demokrasi gastesi” (oksimoron kelimesinin tanımı burada gizli) Radikal “rektör seçiminde türban kriteri, 69 rektör adayından 36’sı türbancı” başlığını attığında yüreğim ağzıma gelmişti. Dünkü Boğaziçi Üniversitesi Rektörü’nün baş örtülüleri şapka veya perukla  dahi okula almadığını öğrenince yüreğime su serpildi. Cumhuriyetimizin kazanımları konusundaki korkularımın biraz   abartılmış olduğuma mukni olarak ben de Erdoğan Teziç gibi “telefonun fişini çektim gibi deliksiz bir uyku çektim” .
Bilmezdim,  gazeteden öğrendim. Meğer Boğaziçi Üniversitesi “özgürlüklerin kalesi” olarak bilinir imiş, düne değin. Bu şerefi neye borçlu olduklarına dair elimde fazla veri yok. Hafızamda kalan Meksika’dan folklor gruplarının da katıldığı bir dans gösterisinde yöresel kıyafetleri başlarında yazmalar da içeren Güneydoğulu bir halk dansları grubu mensupları hususunda bazı Boğaziçi öğretim üyelerinin “türban şovu” başlığı atan Hürriyet’e karşı “onurlu bir direniş” çekmeleri. Ha bir de bazı baş örtülü öğrencilerden duymuştum peruk-şapka vb “sahtekarlıklarla” saçlarını açmadan derslere girme başarısı gösterebildiklerini! (daha&helliip;)

Read Full Post »

Read Full Post »

Aşağıdaki satırlar kime aittir sizce?

“Polisleri öldüren bu kanlı ve ahlaksız saldırı belki bir gün aydınlanır.

Ama bizim cevap bekleyen daha büyük bir sorumuz ve sorunumuz var.

Bu dört kişi “Müslümanlık” adına cinayet işlediler, onları oraya gönderenlerin amacı ne olursa olsun, o dört kişi oraya “din” adına gittiler.

Peki, Müslümanlık böyle bir şey mi?

Din bu mu?

İnsanları öldürmek mi?

Cinayet işlemek büyük bir günahken, cinayeti işleyenler Müslüman olunca, bu günah “sevaba” mı dönüşüyor?” (daha&helliip;)

Read Full Post »

Annemin vefatı doalyısı ile deftere belirsiz  bir süre  not düşemeyeceğim.

Inna lıllah ve inna ileyhi raciun.

Cennet annelerinizin ayakları altındadır.

Kaırıncayı incitmedi benim anam 84 yıllık hayatında.

Mekanın cennet olsun anneciğim.

Read Full Post »

Efkarlı günlerimde geldi çattı Remezon’da 11 Eylül!  Neyse ki 2 sene önceden beri değişen fazla bir şey yoktu ve o zaman yazdığım yazıları da iftariyelik olaraktan buzdolabından çıkarıp  sofraya sürmekte beis görmedim. Afiyet olsun.

11 Eylul ve ben: Bir kisisel degerlendirme

11 Eylul, oncesi ve sonrasi (I): Oncesi

 

11 Eylul Oncesi ve sonrasi (II): Neoconlar iktidari, 11 Eylul ve sonrasi

 

11 Eylül, öncesi ve sonrası (III): Ne kazanıldı, ne kaybedildi, dünya nereye?

Read Full Post »

Hürriyet arşivlerinde 6-7 Eylül 1955

Yıldıray Oğur
Üç kişi öldü. 30 kişi yaralandı. 73 kilise, 8 ayazma, 2 manastır, 1 fabrika, 3.584’ü Rumlara ait olmak üzere 5.538 ev ve işyeri yakılıp yıkıldı. Daha uzun vadede sermaye el değiştirdi, Rumlar Türkiye’yi terk etti.
 Yıllar sonra eski Özel Harp Dairesi Eski Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu gazeteci Fatih Güllapoğlu’na “6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi” diyecekti.
 Bugün bu “muhteşem örgütlenme” hakkında dönemin tarihini yazanların bile kurtulamadığı provokatif küçük bir gazete -cahil, talancı, çapulcu halk- milliyetçi sağcı iktidar ‘şeytan üçgeni’ hikâyesi dışında pek bir şey bilmiyoruz.

 Peki, aslında ne olmuştu? (daha&helliip;)

Read Full Post »

Older Posts »